Okuldaki Zorbalığın Arka Yüzü: Zorbalama Psikolojisi
Okul, çocuklarımızın sadece eğitim öğretim gördüğü bir alan değil, aynı zamanda sosyalleştikleri, arkadaş edindikleri, toplumdaki sosyal kimliklerini oluşturmalarını sağlayan en önemli kurumdur. Kendilerini de tanımayı öğrendikleri çok önemli bir gelişim alanıdır. Bunların yanında bazı öğrenciler için okul ortamı, her sabah yüzleşmekten kaçındıkları bir korku ortamına dönüşmüş olabilir. “Zorbalık” kavramı bu noktada incelememiz gereken önemli bir durumdur. Gruptan dışlanmak, alay edilmek, fiziksel şiddete maruz kalmak çocukların benlik algısında ciddi hasarlar yaratabilir. Bu tarz durumları kalıcı hasarlar yaratmadan fark edip önlem almak çocuklarımızı korumak adına önemli bir adımdır.
Okul zorbalığı, çocukların gelişimini ve psikolojik iyi oluşunu etkileyen, yalnızca fiziksel saldırganlıkla sınırlı olmayan çok boyutlu bir davranış örüntüsüdür. Zorbalık (bullying), bir bireyin başka bir bireye yönelik kasıtlı ve tekrarlayan saldırgan davranışlarda bulunması ve bu süreçte taraflar arasında bir güç dengesizliğinin (power imbalance) bulunmasıyla tanımlanır. Bu güç dengesizliği fiziksel üstünlükten, sosyal statüden, akran grubu desteğinden veya psikolojik baskı kurabilme gücünden kaynaklanabilir. Zorbalık; fiziksel vurma ve itme, sözel aşağılama ve tehdit, sosyal dışlama ve söylenti yayma ya da dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilen siber zorbalık biçimlerinde ortaya çıkabilir (Olweus, 1993; Centers for Disease Control and Prevention [CDC], 2024). Bununla birlikte, eşit güçteki çocuklar arasında yaşanan tek seferlik bir anlaşmazlık, her zaman zorbalık olarak değerlendirilmemelidir. Peki bir çocuk neden başka bir çocuğa zarar vermek ister, zorbalığın arka planındaki psikolojik dinamikler nelerdir?
Her çatışma zorbalık değildir. Zorbalık; tekrarlanan saldırgan davranışların yanı sıra taraflar arasında algılanan bir güç dengesizliğinin bulunduğu bir süreçtir. Fiziksel saldırılar kadar lakap takmak, söylenti yaymak ve bir çocuğu sistematik biçimde gruptan dışlamak da zorbalığın kapsamına girer (Centers for Disease Control and Prevention [CDC], 2024). Güç ve statü kazanma arzusu çocukları zorbalığa iten başlıca sebeplerdendir. Kabul görmenin çok önemli olduğu yaşlarda zorbalık yapan bir çocuk sosyal konumunu güçlendirmeye çalışıyor olabilir. Grubun sessiz kalması veya gülmesi ise ödüllendirici bir pekiştiricidir. Bu da davranışı sürdürmeyi güçlendirir. Bandura’nın (1973) Social Learning Theory yaklaşımı, saldırgan davranışların gözlem ve öğrenme yoluyla edinilebileceğini açıklar. Dolayısıyla şiddetin evde, sosyal çevrede veya medyada bir sorun çözme yöntemi olarak sunulması, çocuğun ilişkilerde saldırganlığı normalleştirmesine zemin hazırlayabilir.
Aile tutumları ise bu kavramı değerlendirirken ele almamız gereken en önemli unsurdur. Aile ortamı, bir çocuğun ilk okuludur. Çocuğun öfkeyi, sınırları, kızgınlığı, empati yapmayı öğrendiği ilk kurumdur. Duyguların küçümsendiği, fiziksel cezanın kullanıldığı veya saldırganlığın güç göstergesi olarak kabul edildiği ortamlarda çocuk, kişiler arası sorunları benzer yollarla çözmeyi öğrenebilir. Diğer taraftan, sınırların hiç çizilmediği ve başkalarının haklarının gözetilmediği aşırı izin verici tutumlar da davranışların düzenlenmesini güçleştirebilir. Bununla birlikte, zorbalığı yalnızca ebeveyn hatalarına bağlamak doğru değildir. Lee ve Song’un (2012) Güney Kore’de 1.238 ortaokul öğrencisiyle yürüttüğü araştırmada, olumsuz aile deneyimlerinin okul zorbalığıyla doğrudan ilişkisi bulunmazken, olumlu okul ikliminin zorbalık davranışlarıyla negatif ilişkili olduğu görülmüştür. Bulgular, aile ve okul çevresinin birbirinden bağımsız değil, birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Peki zorbalığa uğrayan bir çocuğa ebeveyn tutumları nasıl olmalıdır? Zorbalığa uğrayan bir çocuk kimlik oluşumunda bazı hasarlar almış olabilir. Sadece o anki duyguları değil, kendisi hakkındaki inanışları ve düşünceleri olumsuz anlamda etkilenmiştir. Sürekli eleştirilen bir çocuk, kendini zamanla değersiz hissetmeye ve sürekli kendini sorgulamaya başlayacaktır. Kendini sevilmeye layık olmayan biri olarak tanımlaması olasıdır. Kaygı, depresif belirtiler, uyku sorunları, akademik başarıda düşüş ve okula gitmek istememe bu sürecin olası sonuçları arasındadır (CDC, 2024). Ancak her çocuk yaşadıklarını açıkça anlatamıyor olabilir, buradaki sessizlik ebeveynleri yanıltmamalıdır. Ebeveynlerin ilk adımı çocuğu sorgulamadan ve yargılamadan dinleyip güvende olduğunu çocuğa hissettirmek olmalıdır. “Neden karşılık vermedin?” yerine “Bunu yaşadığın için üzgünüm, birlikte ne yapabileceğimize bakalım” demek, çocuğun güven duygusunu destekler. İkinci adım, okul yönetimi ve rehberlik servisiyle iş birliği kurmaktır. Olaylar somut biçimde kayıt altına alınmalı, çocuğun güvenliği için önlem alınmalı ve süreç takip edilmelidir. Zorbalık sürüyorsa veya çocukta belirgin kaygı, içe kapanma ya da depresif belirtiler görülüyorsa çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınması önemlidir.
Bilimsel bulgular, sistematik müdahalenin önemini de ortaya koymaktadır. Fekkes ve arkadaşlarının (2006) Hollanda’da 47 ilkokul ve 3.816 çocukla yürüttüğü randomize kontrollü araştırmada, zorbalık karşıtı program uygulanan okullarda ilk yıl sonunda zorbalığa uğrayan çocukların oranı kontrol grubuna kıyasla %25 daha düşük bulunmuştur. Bununla birlikte, etkilerin korunması için müdahalelerin sürdürülmesi gerektiği görülmüştür.
Sonuç olarak zorbalık, yalnızca iki çocuk arasında yaşanan bir anlaşmazlık değil; aileyi, akran grubunu ve okul kültürünü içine alan psikososyal bir sorundur. Çocuklara empatiyi öğretmek, saldırgan davranışlara açık sınırlar koymak ve zorbalığa tanık olan öğrencileri güvenli biçimde müdahil olmaya teşvik etmek ortak sorumluluğumuzdur. Çünkü hiçbir çocuk, öğrenmek ve büyümek için gittiği bir yerde kendisini korumak adına sessiz kalmak zorunda hissetmemelidir.
Kaynakça
- Bandura, A. (1973). Aggression: A social learning analysis. Prentice-Hall.
- Centers for Disease Control and Prevention. (2024, October 28). Bullying. https://www.cdc.gov/youth-violence/about/about-bullying.html
- Fekkes, M., Pijpers, F. I. M., & Verloove-Vanhorick, S. P. (2006). Effects of antibullying school program on bullying and health complaints. Archives of Pediatrics & Adolescent Medicine, 160(6), 638–644. https://doi.org/10.1001/archpedi.160.6.638
- Lee, C.-H., & Song, J. (2012). Functions of parental involvement and effects of school climate on bullying behaviors among South Korean middle school students. Journal of Interpersonal Violence, 27(12), 2437–2464. https://doi.org/10.1177/0886260511433508
- Olweus, D. (1993). Bullying at school: What we know and what we can do. Blackwell.



