ÖZSAYGININ PSİKOLOJİSİ: KENDİNE DEĞER VERMENİN İNCELİĞİ
Başkalarına karşı anlayışlı olmak çoğu zaman kendimize aynı anlayışı göstermekten daha kolay gelir. Sevdiğimiz birinin hatalarını kabul edebilir, zor zamanlarında ona destek olabiliriz. Ancak söz konusu kendimiz olduğunda en küçük başarısızlığı bile uzun süre zihnimizde taşıyabiliriz. Bazen birini kırmamak için susar, bazen de kabul görmek uğruna kendi isteklerimizden vazgeçeriz. Peki, başkalarına verdiğimiz değeri kendimize göstermekte neden bu kadar zorlanıyoruz?
Özsaygı, insanın kendisine bakışını ve kendi değerine ilişkin düşüncelerini kapsar. Kendimizi nasıl gördüğümüz, yaşadığımız olayları yorumlama biçimimizi de etkiler. Örneğin, yapılan bir hata bazı insanlar için öğrenme fırsatıyken bazıları için yetersizliğin kanıtı haline gelebilir. Buradaki fark, yalnızca yaşanan olaydan değil, kişinin kendisi hakkında taşıdığı düşüncelerden de kaynaklanır.
Kendimize yönelik bu düşünceler bir anda oluşmaz. Çocukluk yıllarında duyduğumuz sözler, ailemizden gördüğümüz tutumlar ve çevremizle kurduğumuz ilişkiler zamanla benlik algımızı şekillendirir. Sürekli eleştirilen veya başkalarıyla karşılaştırılan bir çocuk, büyüdüğünde de kendisini yeterli görmekte zorlanabilir. Özellikle sevgi ve takdirin başarıya bağlı olduğu ortamlarda yetişen bireyler, değerli hissetmek için sürekli bir şeyleri başarmaları gerektiğini düşünebilir.
Bu düşünce yetişkinlikte de farklı şekillerde karşımıza çıkar. Kimi zaman iş hayatında herkesten daha başarılı olmaya çalışırken kimi zaman ilişkilerimizde karşımızdaki insanı kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarımızı görmezden geliriz. Günümüzde sosyal medya da bu karşılaştırmaları artıran alanlardan biri haline gelmiştir. Başkalarının hayatındaki güzel anları görürken kendi yaşantımızı eksikleri üzerinden değerlendirmek kolaylaşır. Böylece farkında olmadan kendimize yönelik beklentilerimizi yükseltir, sahip olduklarımızı yeterince göremeyebiliriz.
Özsaygının ilişkiler üzerindeki etkisi de oldukça belirgindir. Hayır demekte zorlanmak, sürekli karşı tarafı memnun etmeye çalışmak veya rahatsız olduğumuz durumları dile getirememek bazen kendi değerimize ilişkin düşüncelerimizle bağlantılı olabilir. Sevilmek ve kabul görmek isterken kişisel sınırlarımızı ihmal ettiğimizde, zamanla kendi duygularımızdan uzaklaşabiliriz. Oysa bir ilişkide kendimizi ifade edebilmek, ihtiyaçlarımızın da önemsendiğini hissetmek kadar değerlidir.
Bir diğer önemli nokta ise kendimizle konuşma biçimimizdir. Gün içinde fark etmeden kendimize yönelttiğimiz eleştiriler, düşündüğümüzden daha etkili olabilir. Bir hata yaptığımızda kendimize söylediğimiz sözler, aynı durumda olan bir arkadaşımıza söyleyeceklerimizden çok daha sert olabilir. Kendimize karşı anlayış geliştirmek, hatalarımızı görmezden gelmek anlamına gelmez. Aksine onları kabul edip kendimizi sürekli suçlamadan ilerleyebilmemize yardımcı olur.
Kendine değer vermek zamanla öğrenilen ve gelişen bir süreçtir. Bazen kendi ihtiyaçlarımızı fark etmekle, bazen istemediğimiz bir duruma hayır diyebilmekle başlar. Herkes tarafından sevilmek, her konuda başarılı olmak veya hiç hata yapmamak mümkün değildir. Buna rağmen insan, kendisine duyduğu saygıyı korumayı öğrenebilir.
Belki de özsaygının en önemli yanı burada saklıdır. Hayatımız boyunca farklı insanların düşünceleriyle, beklentileriyle ve eleştirileriyle karşılaşırız. Bunların bazıları bizi geliştirirken bazıları kendimizi sorgulamamıza neden olabilir. Ancak başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü her zaman kontrol edemeyiz. Kendimize verdiğimiz değeri yalnızca onların düşüncelerine bıraktığımızda, kendimizle kurduğumuz ilişkiyi de başkalarının eline teslim etmiş oluruz.



