Psikolog BulŞehrinde bir uzman
Pazar, Ekim 25, 2026

Sessiz Çığlık: Şiddetin Gölgesinde Büyümek ve Kırılan Kanatlar

3 dk.okuma süresi
sessiz çığlık şiddetin gölgesinde konulu Psychology Times psikoloji yazısı görseli

Bir insanın karakterinin temelleri, sevilme ve güvende hissetme ihtiyacı üzerine inşa edilir. Ancak bazı evlerde bu temeller, daha atılmaya başlandığı anda şiddetin balyozuyla sarsılır. Aile içi şiddet, sadece anlık bir öfke patlaması değildir; bir çocuğun dünyayı algılama biçimini bozan, bir ergenin geleceğe dair tüm umutlarını karartan sessiz bir salgındır.

Çocuklukta Şiddet: Dünyanın Tekinsiz Bir Yer Olduğunu Öğrenmek

Henüz kelimeleri bile tam seçemeyen küçük bir çocuk için ebeveyn, hayatta kalmanın tek garantisidir. Şiddetin hüküm sürdüğü bir evde çocukluk, sürekli bir mayın tarlasında yürümeye benzer.

Küçük yaşta şiddete maruz kalan ya da bu şiddete tanıklık eden çocuk, sevgi ile acıyı aynı denklemde çözer. Onun için sığınacak liman, aynı zamanda fırtınanın kaynağıdır. Bu karmaşa, çocuğun ruhunda derin bir suçluluk duygusu bırakır: “Annem babam kavga ediyorsa, ben yaramazlık yaptığım içindir.” Bu erken dönem travmaları, çocuğun sinir sistemini sürekli “tetikte” tutar. Dışarıdan bakıldığında hırçın veya aşırı içine kapanık görünen o çocuk, aslında içindeki yangını söndürmeye çalışan, görünmez yaralarıyla hayatta kalmaya çalışan bir savaşçıdır.

Ergenlikte Şiddet: Kimlik Arayışının Prangası

Çocukluktan ergenliğe geçiş, bireyin kendi kanatlarını keşfetme dönemidir. Ancak şiddetin gölgesinde büyüyen bir ergen için bu dönem, kanatlarının daha açılmadan kırılması anlamına gelir. Ergenlikte şiddet görmek, sadece fiziksel bir saldırı değil, bireyin onuruna ve gelişmekte olan kimliğine vurulan ağır bir darbedir.

Evde güven bulamayan ergen, aidiyet hissini dışarıda, bazen de yanlış yollarda arar. Öfke kontrol problemleri, okuldan uzaklaşma, riskli davranışlara yönelme ya da derin bir depresyon; aslında evdeki o büyük boşluğun dışa vurumudur. Ergen, babasından veya annesinden gördüğü şiddeti bir “sorun çözme yöntemi” olarak kodlayabilir ya da tam tersi, hayatı boyunca her türlü haksızlığa boyun eğen bir “kurban” rolünü üstlenebilir. Her iki durumda da, sağlıklı bir yetişkinlik için gereken özgüven ve özsaygı yerle bir olmuştur.

Görünmez İzler: Ruhun Görünmeyen Kesikleri

Şiddet biter, morluklar geçer ama ruhun derinliklerindeki o “sessiz çığlık” dinmez. Şiddet gören çocuklar ve gençler, yetişkinlik hayatlarına şu ağır mirası taşırlar:

  • İlişki Kurma Korkusu: Birine yakınlaşmak, incinme riskini de beraberinde getirir.
  • Yetersizlik Hissi: Hiçbir zaman “yeterince iyi” olamayacağına dair yıkıcı bir inanç.
  • Duygusal Boşluk: Kendi hislerini tanıyamama ve yönetememe sorunu.

Kırılganlığı Kırmak: Umut Nerede?

Şiddetin mirası bir kader değildir. Bir çocuğun ya da bir gencin hayatına dokunan tek bir duyarlı yetişkin, bir öğretmen ya da bir uzman, o kısır döngünün kırılmasını sağlayabilir. İyileşme, o gizli yaraların fark edilmesi ve “bu senin suçun değildi” cümlesinin ruhun en derin köşelerine ulaşmasıyla başlar.

Karanlık bir odada yakılan tek bir mum gibi, farkındalık ve şefkat de şiddetin bıraktığı o koyu gölgeleri dağıtabilir. Unutmayalım ki; bir çocuğun sessiz çığlığını duymak, sadece bir meslek ahlakı değil, insan olmanın en temel borcudur.

Arzu Eylül Coşkunkan Arzu Eylül Coşkunkan
Arzu Eylül Coşkunkan, Lefke Avrupa Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Akademik eğitimini yalnızca derslerle sınırlı tutmayarak psikoloji alanındaki güncel yaklaşımları takip etmekte, farklı eğitim ve seminerlerle mesleki gelişimini desteklemektedir. Psikoloji alanındaki bilgi birikimini yazıyla buluşturan Coşkunkan, farklı üniversitelerin öğrenci topluluklarına ve psikoloji odaklı oluşumlara ait dergilerde yazıları yayımlanan genç bir yazar olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Yazıları; Genç Psikologlar Meclisi, Medipol Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi bünyesindeki öğrenci topluluklarının yayınları başta olmak üzere çeşitli platformlarda yer almıştır. Bunun yanı sıra “Öğrencim Olur Musun?” platformunda gönüllü dergi ekibi üyesi olarak görev almaktadır. Mesleki gelişimi kapsamında gönüllü klinik stajını tamamlayan Coşkunkan; travma, EMDR, bağlanma, oyun terapisi, gelişim psikolojisi, psikoterapi yaklaşımları, romantik ilişkiler, aşkın psikopatolojisi, psikolojik sağlamlık ve çocuklarla klinik çalışma gibi farklı alanlarda eğitim ve seminerlere katılmıştır. Ayrıca bütüncül psikoterapi ve oyun terapisi çerçevesinde vaka analizleri, travmanın bedensel yansımaları, dinamik psikoterapi, sanat terapisine giriş, otizm spektrum bozukluğu, suça sürüklenen çocuklar ve obezite psikolojisi gibi çeşitli başlıklarda eğitimler almıştır. Psikolojiye yalnızca teorik bir disiplin olarak değil, insan yaşamını ve toplumu anlamaya yönelik çok yönlü bir alan olarak yaklaşan Coşkunkan; akademik birikimini yazarlık, gönüllülük ve saha deneyimiyle desteklemeyi önemsemektedir. Mesleki yolculuğunda farklı psikoloji alanlarını keşfetmeye, bilimsel literatürü takip etmeye ve edindiği bilgileri anlaşılır ve nitelikli bir dille okuyucularla buluşturmaya devam etmektedir.

1 Yorum

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!