Psikolog BulŞehrinde bir uzman
Pazar, Ekim 25, 2026

Ergen ile Yaşamak

5 dk.okuma süresi
sınırlı sınırsızlar modern çocuklukta konulu Psychology Times psikoloji yazısı görseli

“Eskiden her şeyi benimle paylaşırdı, şimdi odasından çıkmıyor.”
“Bir şey söylüyorum, hemen tersliyor.”
“Bir gün güler yüzlü, ertesi gün bambaşka biri…”

Eğer siz de bu cümleleri kendinize aitmiş gibi okuyorsanız, evinizde bir ergenlik döneminde olan genç yaşıyor olabilir. Ve evet, bu hem büyüleyici hem de zaman zaman yorucu bir yolculuktur. Ergenlik dönemi, çocuğunuzun çocukluktan yetişkinliğe geçiş yaptığı bir köprü gibidir. Bu köprünün ortasında bazen köprü sallanır, bazen sis basar, bazen de manzara muhteşem görünür. Önemli olan, o köprüde el ele kalabilmektir.

Bir Beynin Yeniden İnşası

Ergenlik, yalnızca fiziksel değişimlerin yaşandığı bir dönem değildir. Beynin ön bölgesi, yani karar verme, planlama, dürtü kontrolü ve empatiyle ilgili alanlar yeniden yapılanır. Bu yüzden ergen bazen düşünmeden konuşur, risk alır, anlık tepkiler verir. Bu, “bana karşı geliyor” değil, “beynini yeniden düzenliyor” anlamına gelir.

Beyindeki bu gelişimsel dönüşüm, duyguların da daha yoğun yaşanmasına neden olur. Ergenin iniş çıkışları, çoğu zaman kendi içinde verdiği “Ben kimim?” mücadelesinin dışa yansımasıdır. Siz sessiz bir odada oturduğunuzu sanırsınız ama onun zihninde onlarca ses konuşuyordur:
“Arkadaşlarım beni beğeniyor mu?”,
“Neden annem beni anlamıyor?”,
“Büyümek istiyorum ama korkuyorum.”

“Söz Dinlemiyor” Değil, “Kendi Sesini Buluyor”

Ergenlikte otoriteye meydan okumak, aslında bağımsızlaşmanın bir parçasıdır. Çocuğunuz artık yalnızca “anne-baba doğrularını” değil, kendi doğrularını da keşfetmek ister. Bu süreçte sizinle fikir ayrılığına düşmesi, onu kaybettiğiniz anlamına gelmez. Aksine, artık kendi düşüncelerine sahip bir birey olmaya başladığını gösterir.

Ebeveyn olarak bu dönemde yapabileceğiniz en kıymetli şey, onun kendi sesini bulmasına alan tanımaktır. Sürekli nasihat vermek, yargılamak ya da kontrol etmeye çalışmak, bu sesi bastırır. Oysa dinlenmek, duyulmak, kabul edilmek her ergenin en temel ihtiyacıdır. Bazen sadece “Seni anlıyorum, kolay değil.” demek bile bir köprü kurabilir.

Ergenler özgürlük isterler ama aslında sınır da beklerler. Sınır, onların kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Ancak bu sınır, cezayla değil, tutarlılıkla çizilmelidir.

Örneğin:
❌ “Bu saatte eve gelmezsen telefonunu alırım.”
✔ “Bu saatten sonra endişeleniyorum, eve gelmeni istiyorum.”

Ebeveynin amacı korkutmak değil, rehberlik etmektir. Sınır koyarken “Senin iyiliğin için” değil, “Seni önemsediğim için” dilini kullanmak iletişimin tonunu değiştirir.

Model Olmak: Söylediğini Yaşayabilmek

Ergenlik döneminde ebeveynin rolü yaşayan bir örnek olmaktır. Çünkü bu yaş grubunda gençler söylenenleri değil, gözlemlediklerini içselleştirirler. “Sakin ol” derken biz öfkemizi kontrol edemiyorsak, “empati kur” derken başkalarının duygularını küçümsüyorsak ya da “telefonu bırak” derken elimizden ekran düşmüyorsa, verdiğimiz mesajlar kendi içinde çelişir.

Ergenin zihni, sözlerimizden çok davranışlarımızı kaydeder. Bu yüzden en etkili eğitim, söylenen değil, yaşanan örnektir.

Ebeveynlik, “ben doğruyu söylüyorum”dan çok, “ben doğruyu yaşıyorum” olgunluğunu gerektirir. Çünkü ergen tutarsızlığı anında fark eder. “Sen de yapıyorsun ama bana kızıyorsun” gibi cümleler, aslında bu gözlemin dışavurumudur. Ergenin dünyasında adalet ve samimiyet çok önemlidir. O, eleştirildiği şeyin karşılığını ebeveyninde de görmek ister.

Model olmak kusursuzluk değildir; tam tersine insan olmanın kırılganlığını kabul etmektir. Hata yapıldığında özür dileyebilmek, sorumluluk alabilmek, duygularını dürüstçe ifade edebilmek — bunların her biri çocuğa güçlü bir yaşam mesajı verir.

Unutulmamalıdır ki, ergenin gözünde en etkili rehberlik yüksek sesli uyarılarla değil, sessiz ama tutarlı davranışlarla yapılır. Gençler kelimeleri değil, tutarlılığı hatırlar. Onlar için güven, söylenenden çok gözlemlenene bağlıdır. Bu nedenle ergenle sağlıklı bir bağ kurmanın en güçlü yolu, söylediklerimizle yaşadıklarımız arasındaki mesafeyi olabildiğince kısaltmaktır.

Kavga mı Ettiniz?

Ergenlik döneminde tartışmalar kaçınılmazdır. Çünkü duygular yoğun, kelimeler keskindir. Ancak tartışmalar ilişkinin bittiği anlamına gelmez; aksine ilişki hâlâ canlı demektir. Önemli olan, tartışmadan sonra nasıl bir tutum sergilediğinizdir.

Ergen öfkelendiğinde “Senden nefret ediyorum!” diyebilir. Bu, gerçekten nefret ettiği anlamına gelmez; sadece o anda duygusunu yönetememektedir. Siz sakin kalabildiğinizde ona duyguların gelip geçici olduğunu öğretmiş olursunuz.

Bir süre sonra o odaya gelir, sessizce yanınıza oturur ya da “Acıktım.” der. Bu, “barışalım” demenin ergencesidir. O dili anlamak, her anne-babanın zamanla öğrendiği özel bir beceridir.

Görünmeyeni Görmek: Duygusal Yakınlık

Ergenliğin en karmaşık taraflarından biri, çocuğunuzun bir yandan sizden uzaklaşması, diğer yandan hâlâ size ihtiyaç duymasıdır. O, “Yalnız kalmak istiyorum.” dediğinde gerçekten yalnız kalmak değil; “Sınırlarımı tanı ama gitme.” demek ister.

Bu dönemde fiziksel varlığınız bazen kelimelerden daha kıymetlidir. Aynı odada sessizce oturmak bile “Buradayım, ne olursa olsun yanındayım.” mesajını verir.

Ergenin kalbine giden yol çoğu zaman sabırdan, anlayıştan ve sessizlikte kurulan temastan geçer. Bu, ilişkide kurulan duygusal yakınlık için kritik bir temeldir.

Kendinizi de Unutmayın

Ergenle yaşamak bazen duygusal olarak yorucu olabilir. Sürekli yanlış anlaşılmak, reddedilmek, çabanızın görülmemesi hissi kolay değildir. Bu yüzden ebeveynin kendi duygusal dayanıklılığı da önemlidir.

Unutmayın, sakin ebeveynlik, sakin çocukluk kadar öğrenilen bir beceridir. Siz ne kadar kendi duygularınızı düzenleyebilirseniz, o da aynısını sizden öğrenir.

Kendinize de zaman ayırın, nefes alın, gerekirse destek isteyin. Çünkü bir çocuğu büyütmek, yalnızca onun değil, sizin de geliştiğiniz bir süreçtir.

Son Söz: Aynı Gemide Kalmak

Ergenlik dönemi, fırtınalı bir deniz gibidir. Bazen dalgalar sizi sarsar, bazen manzara büyüler. Ama önemli olan, aynı gemide kalmaktır.

Ebeveyn olarak dümeni her zaman sıkı tutmanız gerekmez; bazen rüzgârı hissetmek yeterlidir. Onunla inatlaşmak yerine, dalgaların yönünü anlamaya çalışın. Çünkü bu deniz bir gün durulur. Ve o gün geldiğinde karşınızda kendi rotasını çizebilen, güçlü bir birey bulursunuz.

Meryem Seda Bal Meryem Seda Bal
Lisans eğitimimi Bilişsel Davranışçı Terapi ekolü temelinde, teorik eğitim ve süpervizyon çalışmaları eşliğinde tamamladım.Bu süreçte bireysel ve grup danışmaları yürütürken, farklı kurumlarda çocuk ve ergenlerle; Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde ise özel gereksinimli çocuklarla çalışma deneyimi edindim. Ayrıca farklı yaş gruplarına yönelik zekâ ve dikkat testleri ile MMPI uygulayıcı eğitimlerini tamamlayarak psikolojik değerlendirme alanındaki yetkinliğimi geliştirdim. Klinik Psikoloji yüksek lisansımı İstanbul Aydın Üniversitesi’nde onur öğrencisi olarak ve erken mezuniyetle tamamladım. Eğitim sürecinde Psikodinamik Terapi ekolü kapsamında teorik eğitim ve süpervizyon çalışmalarını tamamladım. Bu dönemde MEB Aile Danışmanlığı Eğitim Programı’nı da tamamlayarak resmî sınavdan tam puanla Aile Danışmanı unvanını kazandım. Mesleki gelişimim kapsamında Harvard University, University of Cambridge ve American Psychological Association (APA) gibi ulusal ve uluslararası kuruluşların çeşitli eğitim programlarını tamamlayarak, güncel bilimsel yaklaşımlar doğrultusunda bilgi ve yetkinliklerimi geliştirmeye devam ediyorum. Çalışmalarımı ağırlıklı olarak bireysel psikoterapi alanında, çevrim içi ve yüz yüze yürütürken; klinik çalışmalarımın yanı sıra Psychology Times dergisinde araştırma temelli yazılar yayımlıyor ve aynı derginin İzmir İlçe Temsilciliği görevini sürdürüyorum.
Psikolog Rehberi Uzman Klinik Psikolog · Bayraklı, İzmir · Yüz yüze ve online

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!