Psikolog BulŞehrinde bir uzman
Pazartesi, Ekim 26, 2026

O Yarın Hiç Gelmeyecek: Erteleme Döngüsü

Hatice Ateş Yazar: Hatice Ateş
5 dk.okuma süresi
O Yarın Hiç Gelmeyecek: Erteleme Döngüsü

Bazen bir işi sonraya bırakırken aslında o işle birlikte gelen duygulardan da uzaklaşmaya çalışırız. Yapılması gereken bir işi bildiğimiz hâlde başka şeylerle ilgilendiğimiz anlar hepimizin hayatında yer alır. Bir e-postayı yanıtlamayı, bir başvuru yapmayı, ders çalışmayı veya uzun zamandır planladığımız bir işe başlamayı erteleriz. O sırada kendimize birazdan başlayacağımızı söyleriz. Ancak birazdan, çoğu zaman başka bir zamana dönüşür. İşler biriktikçe içimizdeki huzursuzluk artar ve kendimize yönelik eleştirilerimiz de yoğunlaşır. Peki, erteleme davranışının arkasında gerçekten ne vardır?

Ertelemeyi çoğunlukla zamanı yönetme sorunu olarak ele alırız. Oysa erteleme, önceliklerimizi belirlemekten daha kapsamlı bir süreçtir. Bazen bir işi yapmak için gereken zamanı buluruz ancak o işle birlikte ortaya çıkan kaygı, başarısızlık korkusu veya yetersizlik hissi harekete geçmemizi zorlaştırır. Böyle anlarda ertelemek, kısa süreli bir rahatlama sağlar. Zorlayıcı duygulardan uzaklaştıkça kendimizi daha iyi hissederiz. Ancak bu rahatlama geçicidir. Yapılması gereken iş zihnimizde yerini korur ve zaman ilerledikçe üzerimizdeki baskı artar. Böylece erteleme, yalnızca bir işi geciktirmekten çıkar ve o işle ilgili hissettiklerimizden uzaklaşma biçimine dönüşür.

Özellikle mükemmeliyetçi kişilerde erteleme davranışı daha belirgin hâle gelebilir. Bir işi en iyi şekilde yapma isteği, başlangıç için gerekli koşulları sürekli artırabilir. Kişi kendisini hazır hissetmeyi, yeterince bilgilenmeyi veya uygun zamanı beklemeyi seçer. Yapacağı işi zihninde defalarca planlar, olası sonuçları değerlendirir ve eksiklerini tamamlamaya çalışır. Ancak bütün bu hazırlıklar, harekete geçmeyi kolaylaştırmak yerine başlangıcı daha da zorlaştırabilir. Böylece kişi zihninde ilerlerken gerçek hayatta aynı noktada kalabilir. Harekete geçmek için gereken eşik giderek yükselir. Oysa çoğu zaman bir işi yaparken öğrenir, deneyim kazandıkça gelişiriz. Kusursuz bir başlangıç arayışı, atabileceğimiz küçük adımları da geciktirebilir.

Ertelemenin bir başka boyutunu da kendimizle kurduğumuz ilişki oluşturur. Bir işi ertelediğimizde kendimize tembel, iradesiz veya yetersiz olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu düşünceler, harekete geçmek için gereken motivasyonu artırmak yerine üzerimizdeki baskıyı büyütür. Kendimizi suçladıkça işe başlamak daha zor hâle gelir. Böylece erteleme, suçluluk ve kaçınma arasında tekrarlayan bir döngü oluşturur. Kişi bu döngüyü kırmak için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini düşünürken kendisine yönelik eleştirilerini de artırabilir. Zamanla yapılması gereken işin yanında, o işi yapamayan biri olduğuna ilişkin düşünceler de yük hâline gelir. Bu noktada kişi yalnızca bir görevi tamamlamakta zorlanmaz, kendi yeterliliğini de sorgulamaya başlayabilir.

Bazen de ertelediğimiz şeyin kendisi, hayatımızda neye ihtiyaç duyduğumuzu anlamamıza yardımcı olur. Sürekli ertelediğimiz bir işin hangi yönü bizi zorluyor? Başarısız olma ihtimali mi, başkalarının değerlendirmeleri mi, belirsizlik mi, yoksa sorumluluğun getirdiği yük mü? Bir işe başlamanın sonucunda karşılaşabileceğimiz durumları kontrol edememek de bizi beklemeye yöneltebilir. Özellikle sonucu belirsiz olan işlerde, harekete geçmek yerine düşünmeye devam etmek daha güvenli hissettirebilir. Ancak düşünmek, her zaman ilerlememizi sağlamaz. Bazen belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışırken ilk adımı atmak için gereken zamanı da kaybederiz. Bu sorular, davranışımızın arkasındaki ihtiyacı fark etmemizi sağlar. Çünkü erteleme, kimi zaman zorlayıcı bir duyguyla baş etme çabamızın bir parçasıdır. Davranışın nedenini anlamak, değişim için daha işlevsel bir başlangıç sunar.

Peki, Ertelemeyle Nasıl Baş Edebiliriz?

Öncelikle büyük ve belirsiz görünen işleri daha küçük, somut adımlara ayırabiliriz. Bir rapor hazırlamak yerine ilk paragrafı yazmayı, bir sınava hazırlanmak yerine on dakika çalışmayı hedefleyebiliriz. Böylece zihnimizde büyüyen işi daha ulaşılabilir bir hâle getirebiliriz. Başlamak için kendimizi tamamen hazır hissetmeyi beklemek yerine mevcut koşullarımızla ilk adımı atabiliriz. Çalışma sırasında dikkatimizi dağıtan unsurları azaltmak ve kendimize ulaşılabilir hedefler koymak da süreci kolaylaştırabilir. Burada önemli olan yalnızca işe başlamak değil, başladığımız işi sürdürebilmek için kendimize uygun bir düzen oluşturmaktır. Küçük adımların sağladığı ilerlemeyi fark etmek, zamanla kendimize duyduğumuz güveni de destekleyebilir.

Ertelemeyi anlamak, kendimize daha anlayışlı yaklaşmayı da gerektirir. Her gecikme aynı nedenden kaynaklanmaz ve her çözüm herkes için aynı sonucu vermez. Bazen dinlenmeye, bazen planlamaya, bazen de bizi durduran duyguyla yüzleşmeye ihtiyaç duyarız. Önemli olan, ertelediğimiz her anı kendimize yönelik bir yargıya dönüştürmek yerine bize ne anlatabileceğini keşfetmektir. Kendimize daha anlayışlı yaklaşmak, sorumluluklarımızı göz ardı etmek anlamına gelmez. Aksine, bizi zorlayan koşulları fark ederek değişim için daha gerçekçi bir yol belirlememize yardımcı olur.

Hayat, bütün koşulların kusursuz biçimde hazırlandığı bir başlangıç anını bekleyerek ilerlemez. Bazen küçük bir adım, uzun süredir zihnimizde büyüttüğümüz bir işi daha ulaşılabilir hâle getirir. Belki de asıl mesele, her şeyi zamanında bitirmekten önce, bizi durduran şeyleri anlayarak yeniden harekete geçebilmektir. Çünkü ilerlemek, her zaman büyük bir kararlılıkla başlamak anlamına gelmez; bazen yalnızca bugün yapabileceğimiz küçük bir şeyi seçmekle başlar.

Kaynakça

  • Pychyl, T. A. (2016). Prokrastineyşin (O. Öztürk, Çev.). Metropolis Yayınları.
Hatice Ateş Hatice Ateş
Hatice Ateş, psikoloji alanında lisans eğitimini tamamlamıştır. Eğitim süreci boyunca çeşitli merkezlerde staj deneyimi kazanmış ve birçok sosyal gönüllülük projesinde aktif rol almıştır. Bu süreçte Dergipark gibi prestijli bir dergide yayımlanan bir makalede ve TÜBİTAK 2209-A kapsamında kabul edilen bir araştırma projesinde araştırmacı olarak yer almıştır. Mezuniyetinin ardından yetişkinlerle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntem ve teknikleri doğrultusunda çalışarak terapi süreçlerini aktif bir şekilde yürütmektedir. Aynı zamanda çeşitli eğitimlerle bilgi birikimini sürekli artırmakta ve mesleki gelişimini sürdürmektedir. Yazılarında, bilimsel bilgilerin geniş kitlelere ulaşmasını sağlamayı ve bireylerin psikolojik iyi oluşuna katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Psikolog Rehberi Psikolog · Selçuklu, Konya · Yüz yüze ve online

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!