Kendini Bulmak İçin Bazı Şeylerden Vazgeçmek
Her yeni bir yaşımızda daha çok farkındalıklar edinerek ilerleriz, bazen kendinize bile yabancı hissedebiliriz... Hayatınız her an değişir aslında ve hayatınıza belli aralıklarla uzaktan baktığınızda ne çok şey için fedakarlıklar yaptığınızı, yapmayacağınız veya vermeyeceğiniz tepkileri birilerini mutlu etmek için istemeden verdiğinizi, birilerini mutlu ederken de gittikçe kendinizi unuttuğunuzu sonuna kadar kendinizi ve duygularınızı tükettikten sonra da görebilirsiniz.
Hayata geç kalmak mıdır bu? Sandığımızın aksine hiçbir zaman hayata geç kalmak değildir, hayat sizin hayatınız ve uyanabildiğimiz her sabah ise bizim için yeni bir şanstır. Şu an olduğunuz siz belki de olmak istediğiniz siz değildir, işte bunu ister 18 yaşınızda fark etmiş olun ister 40. Burada bizim için önemli nokta bunu fark etmiş olmaktır. Bunu fark etmenin kolay olduğunu düşünmek bizi yanıltan bir nokta olur, bunu fark etmek asıl en zor noktadır. Çünkü, hayatınızdaki bazı insanlardan, bazı düşüncelerinizden, belki de hedeflerinizden vazgeçecek kadar bazı süreçleri uzun veya kısa yaşadığınız için ve sonucunda bu karara varabildiğiniz için kendinize yeni bir kapı açarsınız.
Bunun bazı sonuçları da vardır; bazı arkadaşlıkların bitmesi, bazı isteklerinizin artık olmaması, kendi davranışlarınızdaki tepkilerin değişmesi... Bunlar olumsuz şeyler gibi dururken neden bu durumlara olumsuz demeyiz? Aslında bunu yaşarken size olumlu gelmesini bekleyemeyiz fakat duygularımızı yaşadıktan sonra hayatınıza uzaktan 3. bir kişi gibi bakarsanız bunu fark edeceksiniz. Bunlar olumsuz değildir; sizin duygularınızı, tepkilerinizi, mutluluğunuzu alan şeyleri kendinizin farkında olarak ya da değişime açık olduğunuz için çıkarmak sizi bencil de yapmaz. Bunlara uzun bir süre farkında olmadan belki de istediğinizi sanarak hayatınıza devam etmiş olabilirsiniz. Sizi mutsuz da etse, keyif almasanız da alışmanın vermiş olduğu bağlılıktan dolayı belki de şu an hayatınızdan çıkaramadığınız bir durum olduğunu fark edebilirsiniz.
Başkaları için ne istediğiniz değil de gerçekten kendinizi nasıl bulursunuz?
''Ben bunu gerçekten istiyor muyum?'' ya da ilişkiler için ''Her zaman kendimden en çok ben mi veriyorum?'' Zaten değişme farkındalığına girmişseniz bunu değiştirmek istiyorsanız bu soruları cevaplayıp sonuçlarına göre karar almak sizi daha az yoracaktır. Zor ya da kolay olması sizin kendiniz için ne kadar değerli olduğunuzu anlamaktan geçse de bunu kendimiz de arttırabiliriz, bir şeyi değiştirmek istiyorsanız onu yapacak gücü bir noktada bulacaksınız. Bazı şeyleri değiştirmek demek bencillik yapıyorsunuz demek değildir. Bu önemli çünkü verdiğiniz tepkiler doğrultusunda haksız yere 'Bencil' damgası yiyebilir hatta bunun böyle olmadığını bilmenize rağmen şüpheye düşebilirsiniz. Bencilliğin ne olduğunu bilip, bencillikten değil kendinizi bulmak amaçlı yaptığınızı bu yolda unutmamak sizin motivasyonunuz açısından da önemlidir.
Siz hayatınızdaki bir şeyi çok sevdiğiniz için değil belki de alıştığınız için bırakamıyorsunuz demiştik; bir şeyi alışkanlık için hayatınızda tutmak, tam olarak kendinizi bulmanın tam aksine yol çizmektedir. Onun gitme korkusu size bir kez aşılandığında sırf kaybetmemek için bambaşka bir hale bürünebilirsiniz, tam o sırada aslında siz kendiniz gibi davranmazsınız. Sınırlarınızdan vazgeçersiniz, doğrularınızı bir kenara bırakırsınız, onun her dediğini onaylarsınız. Ardından kendinize 'ben neden ciddiye alınmıyorum?' 'Neden mutlu değilim?' gibi sorularla baş başa bulursunuz kendinizi. Klişe bir cümle de olsa 'Siz kendinize değer vermezseniz başkaları da sizin verdiğinizden fazlasını vermez' cümlesi devreye girer. Siz kendinizi, fikirlerinizi, düşüncelerinizi ne kadar arka plana atarsanız sanabilirsiniz ki karşı taraf beni daha fazla sever. Bu cümlede çokça yanlış olsa da -birinin sevmesi için kendinizi önemsememeniz- bizim bu metinde bakacağımız nokta; başkaları için kimliğinizi yok saymanızdır.
Çoğu şeyi deneyimle öğreniriz; peki minik bir sorum var... Çevrenizi gözlemlediniz mi? Kendini önemseyen, duygularını ifade eden (bencillik yapmayan) insanlar mı kendileriyle mutlu yoksa, kendini karşısındaki için yok sayan, kendi fikirlerine değer vermeyen kişi mi? Sorunun cevabını ben kadar siz de biliyorsunuz fakat bunun üstüne düşünmenizi istiyorum.
Bir durum, bir kişi, bir alışkanlık sizin uzun yıllardır hayatınızda diye günümüzde de size iyi gelmek zorunda değil. Kendimize belki de hatırlatmamız gereken nokta budur. Kimimize bunu anlamak ve hayatımıza uyarlamak kolay gelebilir, kimimize ise daha zor gelir. Bunun hiçbir önemi bulunmamasına ek önemli olan sizin bu kendinizi bulma sürecinize karşı olan motivasyonunuz ve süreçte yorulsanız dahi küçük de olsa ilerlemenizdir. Hiçbir şey anında değişmek zorunda olmamakla beraber küçük bir ihtimaldir, sizin burada sonuçtan ziyade süreçteyken mutluluğunuzu arttıracak şeylere odaklanıp sonuç için acele etmemek olacaktır.
Tam olarak bu noktada siz zamanla değişen bakış açınız, tutumlarınız sonrası işte uzun zamandır hayatınızda olan bir kişi uyum sağlayamıyor diye iki taraf da suçlu demek değildir. Burada fark edilmesi gereken şey her an değişip, bakış açımızın farklılaşabileceği ve bunun yanında uzun yıllardır hayatımızda olan kişi değişen bakış açılarımıza ayak uyduramamasına rağmen ekstra sizin de hayata karşı mutluluğunuzu, motivasyonunuzu almasına karşılık 'zaten kaç yıldır hayatımda, neden şu an böyle olduk?' diye kendinizi üzmek yerine birbirinizi bu şekilde kabul edip kimse kimseyi değiştiremeyeceğini anlayıp devam edilmeli. Bu karşılıklı olarak olmadığı zaman hayatınızdaki etkisini en baştan tartmanız gereken evredir.
Hayatınızdaki en önemli şey sizlersiniz; ardından aileniz, arkadaşlarınız, işiniz gelmektedir. Bu sırada kendinizi 2, 3 belki de 4. sıraya aldığınızda maalesef ki kendiniz de bazı duygularınızı ötelemeye başlıyorsunuz.



