Görmek ve Ulaşamamak: Optik Ataksi ve Beynin Gizli Haritası
Önünüzdeki masada duran bir su bardağına uzanırken parmaklarınızı kaç santim açacağınızı, elinizi hangi açıyla uzatacağınızı ya da bardağın tam olarak nerede durduğunu hesaplamazsınız, değil mi? Çoğu zaman bunlar aklımıza bile gelmez muhtemelen. Gözlerimiz bardağı görür, elimiz ona doğru uzanır ve bardağı kavrarız. Günlük hayatımızda o kadar kendiliğinden gerçekleşir ki bu hareket, arkada çalışan o zihinsel akışı hiç fark etmeyiz bile. Peki ya bardağı tüm netliğiyle görebilseydiniz ama elinizi ona doğru bir türlü yönlendiremeseydiniz ne olurdu? Masanın üzerinde nerede durduğunu biliyorsunuz, rengini ve yapısını tarif edebiliyorsunuz; nesnenin bir bardak olduğundan da eminsiniz… Ancak elinizi uzattığınızda hedefin sağına, soluna veya boşluğa kayıyor. İlk bakışta bir görme kusuru ya da kas felci gibi düşünülebilecek bu durum, aslında beynin görsel bilgiyi bir eyleme dönüştürme hattındaki visuomotor defekte işaret edebilir. Nöropsikolojide optik ataksi (optical ataxia) olarak adlandırılan bu tablo, beynimizin görsel dünyayı algılamakla o dünyada hareket etmek için iki farklı harita kullandığını gösterir (Andersen et al., 2014).
Görmek ve Görsel Bilgiyi Kullanmak Aynı Şey mi?
Bir nesneye baktığımızda zihnimiz yalnızca tek bir fotoğraf çekmez. Nesneyi tanımamız, çevresiyle ilişkisini kurmamız ve ona dokunmak için bedenimizi ayarlamamız gerekir. Günlük yaşamda bu süreçler birbirine o kadar uyumludur ki süreçler olurken fark etmeyiz bile. Ancak görsel bilginin beyindeki oluşumunu inceleyen araştırmalar, görmenin tek bir işlevden ibaret olmadığını göstermektedir bize. Ungerleider ve Mishkin’in (1982) ortaya koyduğu Çift Akış (Two-Streams) yaklaşımı, görsel bilginin beyinde iki temel işlevsel yol üzerinden ele alınabileceğini öne sürüyordu. Daha sonra Milner ve Goodale (1995), bu ayrımı görsel algı ile görsel olarak yönlendirilen eylemler arasındaki ilişki üzerinden yeniden yorumladı: Ventral Yolak ("Ne?" Yolağı): Primer görsel korteksten temporal loba uzanır ve nesneleri tanımamız, biçimsel özelliklerini ve renklerini algılamamızla ilişkilidir (Milner & Goodale, 1995). Dorsal Yolak ("Nerede / Nasıl?" Yolağı): Görsel korteksten parietal loba uzanır ve nesnelerin konum ile özelliklerine ilişkin bilgilerin hareketlerimizi yönlendirmek için kullanılmasına katkıda bulunur (Milner & Goodale, 1995). Örneğin masadaki bardağın bir bardak olduğunu anlamak ile elinizi bardağın bulunduğu noktaya doğru uygun biçimde uzatmak, birbiriyle ilişkili olsa da aynı zihinsel işlem değildir. Burada önemli bir ayrıntıyı kaçırmamak gerekir: Bu iki akış tamamen bağımsız çalışan kopuk kutular değildir; birbirleriyle sürekli etkileşim hâlindedirler (Rossetti & Pisella, 2018). Asıl mesele, beynin görsel bilgiyi hangi amaç doğrultusunda işlediğidir.
Bir Nesneyi Görüp Ona Ulaşamamak
Optik ataksinin temel klinik özelliği, görsel rehberlikle gerçekleştirilen hareketlerde ortaya çıkan güçlüklerdir. Özellikle beynin arka parietal korteksindeki hasarlarla ilişkilendirilen bu tabloda kişi, gördüğü bir hedefe elini uzatırken hedefin konumunu doğru biçimde kullanamayabilir (Perenin & Vighetto, 1988). El hedefin yanına kayabilir, hedefi tutturamayabilir ya da parmakların kavrayışı nesneye göre ayarlanamayabilir. Buradaki kritik nokta, kişinin nesneyi görememesi ya da kolunu hareket ettirememesi değildir. Sorun, görsel bilginin hedefe yönelik hareketin düzenlenmesinde etkili şekilde kullanılamamasından kaynaklanır. Bunu anlamak için şu örneği düşünebiliriz: Bir hasta, önündeki kalemin mavi olduğunu söyleyebilir, şeklini tanıyabilir ve nerede durduğunu tarif edebilir. Ancak kendisinden kalemi alması istendiğinde elini doğru noktaya yönlendirmekte zorlanır (Perenin & Vighetto, 1988). Aynı hasta gözlerini kapattığında kendi burnuna rahatça dokunabilir veya işitsel bir uyarana doğru elini uzatabilir. Sorun hareketin kendisinde değil, görsel haritanın motor planlamaya aktarılamamasındadır.
Algı ve Eylemin Çift Ayrışması: Agnozi vs. Ataksi
Literatürde optik ataksiden farklı bir ayrışma sergileyen vakalar da var. Bu da konuyu nöropsikoloji için çok daha ilgi çekici kılıyor aslında. Mesela Milner ve ekibi 1991’de D.F. adında bir hastayı inceledi. D.F.’de Algısal Görsel Agnozi vardı (Milner et al., 1991). Hasta, önüne koyduğunuz bir nesnenin dikey mi yoksa yatay mı durduğunu zihnen söyleyemiyordu. Nesnenin şeklini ayırt etmekte ciddi güçlük çekiyordu yani. Ama alışılmadık bir şey oluyordu. D.F.’den o nesneyi tutması istendiğinde elini uzatıyor ve parmaklarını daha nesneye ulaşmadan onun açısına kusursuzca ayarlayabiliyordu (Milner et al., 1991). Bu bulgu bir bilgiyi zihnen tarif edemesek bile beynimizin o bilgiyi motor eylemlerimizde hâlâ kullanabildiğini gösteriyor bize. Optik ataksi ise durumun tam tersi. Kişi nesneyi algılıyor, tanıyor ama ona doğru hareket edemiyor. İki vaka yan yana gelince algılamakla hareket etmek arasındaki çizgi netleşiyor. Yine de dikkatli olmak lazım. Bu örnekleri kuramın tüm detaylarını doğrulayan kusursuz kanıtlar gibi değerlendirmek, mevcut literatürün izin verdiği sınırları zorlamak olur (Goodale & Milner, 1992; Rossetti & Pisella, 2018).
Bütünü Görmek
Optik ataksi zaman zaman beynin her iki tarafındaki arka bölgelerin etkilenmesiyle ortaya çıkan Bálint Sendromu'nun bir parçası olarak da çıkıyor karşımıza (Andersen et al., 2014). Bakışı bir noktaya sabitleyememe (Oküler Apraksi) ve aynı anda birden fazla nesneyi algılayamama (Simultanagnozi) ile birleşen bu sendrom, görsel-motor koordinasyonun ne kadar hassas bir dengede olduğunu gösteriyor bize (Andersen et al., 2014). Günlük hayatta bir bardağa uzanmak, kapı kolunu tutmak ya da masadaki anahtarı almak üzerine düşünmediğimiz eylemlerdir. Bu hareketlerin ne kadar büyük bir nörolojik işleyişe dayandığını ancak sistemde bir defekt çıktığında anlıyoruz. Optik ataksi tam da bu sıradan eylemlerin arka planındaki zihinsel haritaya dikkat çekiyor. Görsel dünya sadece izlediğimiz ve tanıdığımız nesnelerden ibaret değil; aynı zamanda onlarla nasıl etkileşime gireceğimizi belirleyen bir veri kaynağı. Bir nesneyi görmek onunla kuracağımız ilişkinin sadece başlangıcı belki de. Çünkü beyin dünyayı anlamlandırırken, eş zamanlı olarak bedenimize orada nasıl hareket edeceğimizi de öğretiyor. Bazen bir bardağa sorunsuzca uzanabilmemiz, sadece onu görmemize değil; gördüğümüz şeyi doğru bir harekete dönüştürebilmemize bağlı.
Kaynakça
- Andersen, R. A., Andersen, K. N., Hwang, E. J., & Hauschild, M. (2014). Optic ataxia: From Bálint’s syndrome to the parietal reach region. Neuron, 81(5), 967–983. https://doi.org/10.1016/j.neuron.2014.02.025
- Goodale, M. A., & Milner, A. D. (1992). Separate visual pathways for perception and action. Trends in Neurosciences, 15(1), 20–25. https://doi.org/10.1016/0166-2236(92)90344-8
- Milner, A. D., Perrett, D. I., Johnston, R. S., Benson, P. J., Jordan, T. R., Heeley, D. W., Bettucci, D., Mortara, F., Mutani, R., & Terazzi, E. (1991). Perception and action in “visual form agnosia”. Brain, 114(1), 405–428. https://doi.org/10.1093/brain/114.1.405
- Milner, A. D., & Goodale, M. A. (1995). The visual brain in action. Oxford University Press.
- Perenin, M. T., & Vighetto, A. (1988). Optic ataxia: A specific disruption in visuomotor mechanisms. I. Different aspects of the deficit in reaching for objects. Brain, 111(3), 643–674. https://doi.org/10.1093/brain/111.3.643
- Rossetti, Y., & Pisella, L. (2018). Optic ataxia: Beyond the dorsal stream cliché. In G. Vallar & H. B. Coslett (Eds.), The parietal lobe (Handbook of Clinical Neurology, Vol. 151, pp. 225–247). Elsevier. https://doi.org/10.1016/B978-0-444-63622-5.00011-5
- Ungerleider, L. G., & Mishkin, M. (1982). Two cortical visual systems. In D. J. Ingle, M. A. Goodale, & R. J. W. Mansfield (Eds.), Analysis of visual behavior (pp. 549–586). MIT Press.



