Sevincime Ortak Olur Musun?
Birlikte Üzülmek Kadar Birlikte Sevinebilmenin Psikolojisi
Hiç çok mutlu olduğunuz bir anı, heyecanla birine anlatmak isteyip beklediğiniz karşılığı alamadığınız oldu mu?
Belki uzun zamandır hayalini kurduğunuz bir şey gerçekleşti. Belki küçük ama sizin için oldukça anlamlı bir başarı elde ettiniz. İçiniz içinize sığmıyor ve bu mutluluğu paylaşmak için hemen telefonunuza uzanıyorsunuz. Ancak karşınızdaki kişinin verdiği sıradan bir “Güzelmiş, sevindim.” cevabı, bütün heyecanınızı bir anda gölgeleyebiliyor.
Oysa siz büyük bir kutlama beklemiyordunuz. Yalnızca birinin sizinle aynı heyecanı paylaşmasını istiyordunuz.
Peki, neden bazen bir başkasının sevincimize verdiği tepki, yaşadığımız mutluluğun kendisi kadar önemli hâle geliyor?
Mutluluk Paylaşılınca Gerçekten Çoğalır mı?
İnsan ilişkilerinde genellikle üzüntülerimize odaklanırız. Zor zamanlarımızda kim yanımızdaydı, kim bizi dinledi, kim elimizden tuttu? Bir ilişkinin değerini çoğu zaman bu soruların cevaplarında ararız.
Peki ya güzel günlerimiz? Mutlu olduğumuzda yanımızda kimlerin olduğunu ne kadar düşünüyoruz?
Psikolojide *capitalization* olarak adlandırılan bir kavram vardır. Bu kavram, yaşadığımız güzel olayları başkalarıyla paylaşarak o mutluluktan daha fazla duygusal fayda sağlamamızı anlatır.
Gable ve arkadaşlarının 2004 yılında gerçekleştirdiği araştırmalar, olumlu deneyimleri paylaşmanın kişilerin mutluluk düzeyleri ve ilişkilerinden aldıkları doyumla bağlantılı olduğunu göstermiştir.
Aslında bunu günlük hayatımızda farkında olmadan yapıyoruz. Güzel bir haber aldığımızda bazı insanları diğerlerinden önce arıyoruz. Çünkü biliyoruz ki onlar yalnızca bizi dinlemeyecek, mutluluğumuza da eşlik edecek.
Bazen aynı haberi iki farklı insana anlatırız. Biri heyecanla sorular sorarken diğeri konuyu birkaç saniye içinde değiştirebilir. Yaşadığımız olay aynı olmasına rağmen konuşmanın sonunda hissettiklerimiz birbirinden oldukça farklı olabilir.
Çünkü bazen bir haberin güzelliği değişmez ama onu paylaştığımız kişi, o anın bizde bıraktığı duyguyu değiştirebilir.
Bir “Sevindim” Ne Kadar Samimi?
Düşünün, arkadaşınız size uzun zamandır istediği işe kabul edildiğini söylüyor.
“Harika! Nasıl oldu, anlatsana!” demekle, telefonunuzdan başınızı kaldırmadan ve herhangi bir jest ve mimik kullanmadan dümdüz “İyiymiş.” demek aynı şey midir?
Psikoloji araştırmaları, güzel haberlere verilen tepkileri farklı biçimlerde ele alıyor. Bunların arasında özellikle aktif ve yapıcı tepkiler dikkat çekiyor. Yani karşımızdaki kişinin mutluluğuna ilgi göstermek, sorular sormak ve onun heyecanına eşlik etmek.
Gable ve arkadaşlarının 2006 yılında romantik çiftlerle yürüttüğü araştırma, olumlu haberlere verilen destekleyici tepkilerin ilişki kalitesiyle önemli ölçüde bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur.
Çünkü bazen insan yalnızca duyulmak değil, anlaşıldığını da hissetmek ister.
Üstelik mutluluğumuzun önemsendiğini görmek, yalnızca o an kendimizi iyi hissetmemizi sağlamaz. Karşımızdaki insanla kurduğumuz bağa dair düşüncelerimizi de etkileyebilir. Reis ve arkadaşlarının 2010 yılındaki araştırmaları, güzel haberlere verilen coşkulu tepkilerin kişiler arasındaki güveni güçlendirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.
Ancak burada unutmamamız gereken bir nokta var. Her sessizlik ilgisizlik, her sakin tepki kıskançlık anlamına gelmez. İnsanların duygularını gösterme biçimleri farklıdır. Önemli olan tek bir anlık tepki değil, zaman içinde bize nasıl hissettirildiğidir.
Peki, Neden Bazı İnsanlara Mutluluğumuzu Anlatamayız?
Bazı insanların yanında üzüntülerimizi kolayca dile getirirken güzel haberlerimizi paylaşmaktan çekinebiliriz.
Belki yanlış anlaşılmaktan, belki başarımızın küçümsenmesinden, belki de beklediğimiz karşılığı alamamaktan korkarız.
Zamanla kimin yanında ne kadar sevinebileceğimizi öğreniriz. Hatta bazen karşımızdaki kişiyi rahatsız etmemek için kendi mutluluğumuzu bile küçültürüz.
Bir süre sonra güzel bir haber aldığımızda aklımızdan “Acaba söylesem mi?” sorusu geçmeye başlayabilir. Normalde heyecanla anlatacağımız bir olayı sıradanlaştırabilir, başarımızdan bahsederken kendimizi açıklama ihtiyacı hissedebiliriz. Bir süre sonra karşı tarafın vereceği tepkinin enerjimizi düşüreceğini bildiğimizden, artık bu tür konuları kendimize saklamaya başlarız.
Oysa sevincimizi paylaşmak, bir başkasına üstünlük kurmak ya da kendimizi göstermek zorunda değildir. Bazen yalnızca içimizde büyüyen güzel bir duyguyu, sevdiğimiz bir insanla paylaşmak isteriz.
Belki de ilişkilerde asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, yalnızca zor zamanlarımızda sığınabileceğimiz bir omuz değil, güzel günlerimizde de kendimiz gibi olabileceğimiz bir alan bulmaktır.
Sevincime Ortak Olur musun?
Birinin acısına ortak olmak kadar mutluluğuna eşlik edebilmek de değerlidir. Çünkü sevgi, yalnızca gözyaşlarını silmekle değil, bazen bir başkasının gülümsemesini içtenlikle karşılayabilmekle de kendini gösterir.
Elbette her zaman aynı heyecanı hissetmemiz mümkün değildir. Ancak karşımızdaki kişinin mutluluğunu anlamaya çalışmak, onun için önemli olan bir ana değer vermek, ilişkilerimizde sandığımızdan çok daha anlamlı bir yer tutabilir.
Karşı tarafa verdiğimiz minicik, içten bir gülümseme bile emin olun onun sevincine ortak olmaya yeter.
Şimdi bir düşünün.
Mutlu olduğunuzda ilk kimi arıyorsunuz? Kimin yanında sevincinizi saklamadan, küçültmeden, çekinmeden yaşayabiliyorsunuz?
Ve belki de daha önemlisi...
Birileri güzel haberlerini sizinle paylaşırken, onların mutluluğuna ne kadar yer açıyorsunuz?
Çünkü bazen bir ilişkiyi güçlü kılan şey, birlikte atlattığımız fırtınalar kadar, birlikte güneşe çıkabildiğimiz anlardır.
Kaynakça
- Gable, S. L., Reis, H. T., Impett, E. A., & Asher, E. R. (2004). What do you do when things go right? The intrapersonal and interpersonal benefits of sharing positive events. Journal of Personality and Social Psychology, 87(2), 228–245.
- Gable, S. L., Gonzaga, G. C., & Strachman, A. (2006). Will you be there for me when things go right? Supportive responses to positive event disclosures. Journal of Personality and Social Psychology, 91(5), 904–917.
- Reis, H. T., et al. (2010). Are you happy for me? How sharing positive events with others provides personal and interpersonal benefits. Journal of Personality and Social Psychology, 99(2), 311–329.



