Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Sosyal Fobi ve Sosyal Görünüş Kaygısı: Görünmeyen Mücadele

Aysu ATEŞ Yazar: Aysu ATEŞ
5 dk.okuma süresi
Sosyal Fobi ve Sosyal Görünüş Kaygısı: Görünmeyen Mücadele

Kaygı (Anksiyete)

Anksiyete, kişide rahatsızlık, huzursuzluk veren ve endişe gibi ruh hâli yaşayan durumlar olarak açıklanır. “Anxietas” Yunanca anlamı olan kelime, korku ve kaygı yaşayan olarak ifade edilir. Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından kaygı, bireyin korku ve gergin ruh hâli hissettiği zamanlarda oluşan uyarıcı stresörlerin oluştuğu durumlardır (APA, 1994).

Kişi kaygı durumu yaşarken henüz bir durum veya olay yaşamamışken kaygıyı yaşadığı o anki durumda veya gelecekte sanki başına bir şey gelecekmiş veya herhangi bir tehdit unsuruyla karşılaşacakmış gibi düşünür. Bu durum kişiyi olumsuz etkiler ve kendi duygularıyla başa çıkmakta zorlanır.

Toplumsal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi)

Yapılan çalışmalara göre, toplumsal kaygı bozukluğunun (sosyal fobi) yeme bozukluğu olan kişilerde fazla olduğu görülmektedir. Bulimia nervoza ve anoreksiya nervoza hastalıkları olan kadınlarda toplumsal kaygı bozukluğu oranlarının, kendini kontrol edebilen kadınlara kıyasla daha yüksek orana sahip olduğu ve toplumsal kaygı bozukluğunun, bulimiya nervoza hastalığı olan kişilerde daha fazla yeme patolojisi ile bağlantılı olduğunu gösteren açıklamalar yapılmıştır (Alıcı, 2021). Çalışmalardan çıkan sonuca göre, yeme bozuklukları arasında komorbid olarak en yaygın görülen tür sosyal fobidir.

Sosyal fobisi olan kişilerde konuşma, harekete geçme ve sosyal çevresel durumlarında kaygı, rahatsızlık, huzursuzluk, sosyal durumlardan ve ortamlardan uzaklaşma gibi tutumlar sergilenir. Sosyal fobi, çok sık görülen rahatsızlık türlerinden biridir. Bu rahatsızlığı olan kişilerde bedenlerinde, zihinlerinde ve davranışlarında oluşan belirtiler gözlemlenebilir (Erdin, 2023).

Bireyin toplumsal ortamlarda bulunduğunda başkaları tarafından yargılanacakmış gibi hissetmesi veya o ortamlarda huzursuzluk, korku ya da anksiyetesinin yükselmesi; toplumsal ortamlarda tanıdığı veya tanımadığı kişilerle konuşamaması ya da onların karşısında harekete geçememesi, yemek yerken veya içecek içerken kendisini izliyorlarmış gibi gözetlenme durumu hissetmesi DSM-V kriterleri arasında yer alır (DSM-V, 2013).

Sosyal Görünüş Kaygısı

Sosyal görünüş kaygısı, kişilerin kendi vücutları ile ilgili bilişsel, davranışsal ve fiziksel olarak psikolojik gelen bilgilerin alınmasıdır. Kişinin kendi vücuduyla veya vücudundaki organları ile ilgili kötü fikir oluşması ve bu tutum, davranış ve duygularına yansıması; kendisini diğer kişilere kıyasla güzel bulmaması, vücudu ile ilgili kendisini huzursuz hissetmesi ve vücudundan rahatsızlık duyması durumu, düşük benlik saygısı ile ilişkili sosyal görünüş kaygısı olarak açıklanır (Öztürk, 2020).

Kişiler dışarıya iyi bir izlenim bırakmak, kendini beğendirmek ve kabul görme ihtiyacı isterler. İnsanların kendilerine olan bakış açılarına iyi bir izlenim bırakamayacağı fikri bile kişide huzursuzluk ve anksiyeteye sebep olur. Bu durumu iki yolla açıklayabiliriz: Kişi, vücut yapısını kabul edenler ve etmeyenler olarak değerlendirilebilir. Kendi vücut yapısının farkında olup bedenini olduğu gibi kabul edenlerin algı kapasitesi daha güçlüdür. Vücut yapısını benimsemeyen, kabul etmeyen kişilerin ise psikososyal yapıları daha içe dönük olmakta, yetersizlik hissi yaşamakta ve yaşam tarzı ile kalitesi düşmektedir.

Bunların sonucunda sosyal görünüş kaygısı, bireyin kendi vücut yapısını ve düşünce biçimini etkileyerek kaygılı, endişeli, güvenli ilişkiler içinde olmayan bir duruma gelmesine; fiziksel, çevresel ve ruh sağlığının ve bedeninin olumsuz yönde etkilenmesine neden olur (Erdem, 2022).

Vücut Dismorfik Bozukluğu (Beden Algısı Bozukluğu)

Besin alımı kişiyi sadece fiziksel olarak değil, ruh sağlığı ve sosyal etkileşim durumlarında da etkilemektedir. Bireylerin beden algısını da yeme bozuklukları etkilemektedir. Kişilerin kendilerini anlamaları, bilmeleri ve öz benlik saygısı, bireysel iyi olma durumlarını anlamaları açısından vücut dismorfik bozukluğu önemlidir. Bu davranışların sosyal, çevresel, toplumsal, genetik ve sosyokültürel açıdan yansıttığı etkiler değişkenlik gösterebilir.

Vücut dismorfik bozukluğunun ilk olarak ergenlik dönemlerinde yeme bozuklukları ile birlikte başladığı, fiziksel ve sosyal yapıları da etkilediği ve bunun sonucunda kişide aşırı endişe ve gerilim yarattığı gözlemlenmiştir. Beden algısı bozukluğunun yapılan araştırmalarda kadın ve erkeklerde farklılıklar gösterdiği ve bu durumun kişileri ruh sağlığı açısından etkilediği bulunmuştur. Bunun sonucunda kadınlar kendi beden yapılarını olduğundan çok daha kilolu olduklarını düşünmektedirler (Örcütaş ve ark., 2022).

Düzensiz yeme, işlenmiş gıdalar, asitli içecekler gibi gıdalar, sigara ve alkol kullanımı, diyet programına uygun olmayan, diyet adı altında yayınlanan ve insan vücuduna zarar veren programları uygulamak, programsız bir şekilde bedenine uygun olmayan spor çalışmaları yapmak ya da hiç harekette bulunmamak, hareketsiz bir yaşam sürdürmek ve beden algısı sebebiyle sosyal çevrelerden kendini soyutlamak gibi davranışlar sergileyen kişiler, yaşam kalitelerini düşürmekte ve hayat tarzlarını etkilemektedir.

Tüm bu başlıklara baktığımızda asıl meselenin başkalarının bizi nasıl gördüğü değil, bizim kendimize nasıl baktığımızdır; asıl adımın ise anlamak, kabul etmek ve kendimize daha sağlıklı ilişki kurmanın adımı olabilir...

Kaynakça

  • Alıcı, Ö. (2021). Yetişkin ayrılma anksiyetesi bozukluğu ve yeme bozukluğu arasındaki ilişkinin incelenmesi (Master's thesis, İstanbul Kent Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü).
  • Erdin, B. (2023). Bedeni Beğenme, Sosyal Kaygı ve Depresyon Arasındaki İlişkide Deneyimsel Kaçınmanın Aracı Rolü (Master's thesis, Sosyal Bilimler Enstitüsü).
  • Öztürk, A. (2020). Dokuz Eylül Üniversitesine Başlayan Öğrencilerde Aile Yapısı ve Sosyal Görünüş Kaygısının Yeme Bozukluğu Riski ile Olan İlişkisi (Doctoral dissertation, Dokuz Eylul Universitesi (Turkey)).
  • Erdem, E., & Miçooğulları, B. O. (2022). Egzersiz bağımlılığı, sosyal görünüş kaygısı ve yeme tutum davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi (Master's thesis, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi).
Aysu ATEŞ Aysu ATEŞ
Lisans eğitimimi Girne Amerikan Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde Onur öğrencisi olarak tamamladım. Alanımla ilgili teorik bilgimi, çeşitli kurum ve sivil toplum kuruluşlarında gerçekleştirdiğim staj ve gönüllülük faaliyetleriyle pratiğe dönüştürdüm. Akademik yolculuğuma Yakın Doğu Üniversitesi'nde yüksek lisans yaparak devam ederken, bu platformda psikoloji üzerine içerikler üretiyorum.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!