Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Biyofiliden Fraktallara Doğada İnsan

4 dk.okuma süresi
Biyofiliden Fraktallara Doğada İnsan

Biyofiliden Fraktallara Doğada İnsan

Bazen hepimiz bunalıyoruz değil mi? Beton yığınlarından, grilikten, peş peşe sıralanmış korna seslerinden, hiç bitmeyen insan yığınlarından… Kısacası modern hayatın bize getirdiği kaostan. Bunların her biri içinden kaçamadığımız gerçekliğin bir parçası. Oysa insanoğlu her zaman böyle yaşamıyordu. Hatta insanlık tarihine geri dönüp baktığımızda bu modern yaşam biçiminin çok da yeni olduğunu görüyoruz. İnsanın atası uzunca yıllar doğayla iç içe yaşamışken bu hızlı değişim ne yaptı bizlere? Bu kadar hızlı adapte olabilir miydik cidden koca tuğlalara, yoksa doğaya dönüp özümüzü mü arardık özlemle? Aslında bazı cevaplar oldukça açık. Her birimiz kısa bir an için kendimize dönersek cevabı bulmamızın uzun sürmeyeceğine inanıyorum. Yine de burada değinmek istediğim birkaç nokta var.

Biyofili Hipotezi

Biyofili kavramı ilk kez Eric Fromm tarafından kullanılmış olup bizlere doğaya dönme arzusunu anlatır. İnsanoğlu geçmişinden itibaren doğayla iç içe bir yaşam sürmüştür ve bu yaşam biçimi bizlerin genlerinde taşınmaktadır. Bu sebeple bireylerin doğa ile iç içe oldukları ortamlarda çok daha huzurlu oldukları düşünülmüştür. Hatta yapılan bir çalışmada doğayı içeren (ağaç, yapraklar vb.) nesnelere bakan katılımcıların beyinlerinde ağrı kesici maddelerin verdiği etkiyle benzer bir etkinin yaşandığı görülmüştür. Bu da bizlere bu durumun sadece yeşili ve doğayı sevme durumu değil, kökleri çok daha derinlere inen biyolojik bir gerçeklik olduğunu kanıtlar. (İrfanoğlu ve Suri 2022) Biyofili kavramı daha sonra genişletilmiş ve üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Burada öne çıkan kavramlardan biri de “biyofilik tasarım”dır. Bu tasarımlarda ahşap ya da bitkilerin kullanımı öne çıkar. Yapay beton yığınları yerine bireye doğal bir ortam hissi yaratılmaya çalışılır. Temel amaç bireyin doğayla temasta olduğunu ona hissettirebilmek, böylece özünde olan bağlarını koruyabilmektir. Biyofilik tasarım temel alınarak yapılan mekan tasarımlarında insanların stres seviyelerinin çok daha düşük olduğu araştırmalarda keşfedilmiştir. Bu ortamlarda bireyler daha rahat ve daha güvende hissetmişlerdir. Yine bu ortamların bireylerin ruh halleri ve duygu durumları üzerinde olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir. Tüm bunlar bize göstermektedir ki insanoğlu her ne kadar şehirleşmeye gitmiş, yüksek binalara hapsedilmiş olsa da içindeki bir parçası hala doğadaki halini aramaktadır. (Şahin, 2022)

Fraktal Benzerlik

Hiç bir uzay belgeseli izlediniz mi? Ya da uzay fotoğraflarına baktınız mı? Sonsuz bir evren, birbirleriyle uyumu yakalamış renkler, sanki hepsi bağlantılıymış gibi görünen yıldızlar. Her şey ne kadar da dengeli gözükür gözümüze o an. Bir yaprağın damarları, ya da beyindeki nöronların birbirleriyle olan etkileşimleri... Eğer bu bahsettiğim üçlünün resimlerini zihninizde canlandırabiliyorsanız ne kadar benzedikleri de fark etmişsinizdir. Koca bir evren, birbirlerine çarpıcı bir biçimde benzeyen şekiller. Burada “fraktal benzerlik” kavramı devreye giriyor. Fraktal benzerlik bizlere doğadaki şekillerin (fraktalların) insan beyninde uyandırdığı rahatlamayı anlatır. Fraktallar geometrik şekillerdir. Genellikle kendilerini tekrar ederler. Bu akıcılık insan beyninde bir rahatlama yaşatır çünkü beynimiz, sivri köşeleri, yüksek gökdelenleri görmek üzere değil, doğadaki tekrar eden şekilleri görmek üzere evrimleşmiştir. Bu da beynimizi bir çeşit dinlenme moduna (default mode network) sokar. Bu sebeple kendimizi doğada çok daha huzurlu ve dinlenmiş hissederiz. Fraktallarda yapılan bir çalışmada bulunan sonuçlar ise oldukça ilgi çekici. Çalışmada bireylere doğadaki fraktalları içeren belirli fotoğraflar gösteriliyor. Bu esnada katılımcıların beyinleri EGG ve fMRI yöntemleri ile inceleniyor. Sonuçlar bize gösteriyor ki bu fotoğraflara 10 saniye bakmak dahi fizyolojik stresi %60 azaltıyor. (Taylor ve arkadaşları, 2011) Doğanın üzerimizde böyle bir etkisi olduğunu görmek gerçekten de inanılmaz.

Sonuç

Başlangıçta sorduğumuz bir soru vardı. ‘Bu kadar hızlı adapte olabilir miydik cidden koca tuğlalara, yoksa doğaya dönüp özümüzü mü arardık özlemle?’ Tartıştığımız bunca şey ortaya koyuyor ki insanoğlunun ardında hala özlemle aradığı bir doğa var. Belki kimilerimiz bunu fark etmiyor olabilir, kimileri şehirden kaçıp doğayla vakit geçirdiğinde bunu daha iyi anlıyor olabilir, kimileri ise içinde her zaman o doğa özlemini hissediyor olabilir ama bir gerçek var ki beynimiz doğada duyduğu rahatlamayı hala unutmuş değil. Orada kendisini daha güvenli hissediyor ve orayı kendisi için bir şarj alanı olarak görüyor. Tüm bunları öğrendikten sonra kendimize doğada ufak molalar vermek isteyebiliriz. Belki de elimizde olan doğayı korumaya yönelik yeni adımlar atabiliriz. Maalesef ki bu konu bir süredir önceliklerimiz arasında değildi. Ancak birçok şey değişebilir, bu konuda da olabileceği gibi. Bir sonraki görüşmeye dek doğayla kalın.

Kaynakça

  • İrfanoğlu, H. İ., & Suri, L. (2022). Biyofilik Tasarim Kriterlerinin Mekanlar Üzerinden Değerlendirilmesi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisi, 21(41), 95-116.
  • ŞAHİN, F. (2022). Biyofilik tasarım kriterleri ve iç mekân kimliği etkileşimi.
  • Taylor, R. P., Spehar, B., Wise, J. A., Clifford, C. W., & Newell, B. R. (2011). Why do we prefer look at fractals? Beautiful Data, 10-18.
Ece Açıkgöz Ece Açıkgöz
Merhaba, ben Ece Açıkgöz. Psikoloji bölümünden yüksek onur öğrencisi olarak mezun oldum. Eğitimim boyunca mesleki anlamda kendimi geliştirmeye önem vererek çeşitli alanlarda stajlar yaptım. Özellikle Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ndeki stajım bana çok şey kattı. Burada görmüş olduğum yaşamlar bana farklı pencereler açtı. Perspektifimi genişletti. Stajlarımın yanı sıra bir psikoloji dergisinde yazarlık yaparak edindiğim bilgileri diğer insanlar için de ilgi çekici ve ulaşılabilir hale getirmeye çabaladım. Burada da bunu yapmayı sürdürmeyi amaçlıyorum. Psikolojinin herkes için ulaşılabilir olması benim için çok değerli. Bu sebeple, özellikle herkesin kendinden bir parça bulabileceği kitap/dizi/film incelemeleri yapmayı faydalı buluyorum. Ancak psikolojiye tutkum uçsuz bucaksız… Bunu sizlere de aşılayabilmek ve yaşam yolculuğunuzda bir parça da olsa ışık tutabilmek dileğiyle.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!