Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Rüyalar ve Bilinçaltı

9 dk.okuma süresi
Rüyalar ve Bilinçaltı

İnsanlar uykuya daldığında kendi iç dünyasının filmini izler, yani rüya görür. Çoğu zaman saçma diyerek geçiştirdiğimiz, bazen fazla üzerine düşündüğümüz veya çoğunlukla hatırlamadığımız bu rüyalar, aslında insan psikolojisinin en derin yerinden, yani bilinçaltından gelen mesajlardır. Peki, bilinçaltı bizimle neden doğrudan değil de bu karmaşık sembollerle konuşur?

Bilinçaltı ve Rüyaların Dili: Sembolizm

Günlük hayatta mantığımızla, kelimelerle ve toplumsal kurallarla düşünür ve konuşuruz. Bilinçaltı ise kelimelerle konuşmaz, onun dili semboller ve arketiplerdir. Bilincimizin filtrelediği, görmezden geldiği ya da toplum tarafından kabul görülmediği için bastırdığı tüm duygular (öfke, kıskançlık, korku), uykuda egonun savunma mekanizmaları gevşeyince serbest kalır. Ancak bu duygular rüyada doğrudan, ham halleriyle çıkamazlar. Eğer çıksalardı, ortaya çıkan psikolojik şok zihni hemen uyandırırdı. Bu yüzden bilinçaltı duyguyu metaforlara dönüştürür. Örneğin, iş hayatında yaşadığınız baskı ve ezilme hissi, rüyanızda üzerinize doğru gelen devasa boyutta bir kaya, yüksek bir tavan ya da dar bir koridorda sıkışmak olarak görünebilir. Bilinçaltı, hayatınızda yaşadığınız o ham duyguyu, size görsel bir metafor olarak yaşatır.

Rüyalar Neyin Peşinde?

Sigmund Freud rüyaları genellikle geçmişe ait bastırılmış dürtülerin ve çocukluk travmalarının yüzeye çıkması olarak görür ve rüyaların bize yaşadıklarımızı telafi etme hakkı tanıdığını savunur. Örneğin, dışarıya karşı her zaman çok güçlü ve kusursuz görünmeye çalışan, asla zayıf olarak görünmek istemeyen bir kişiliğiniz varsa, rüyanızda kendinizi çıplak, yardıma muhtaç, herkesin ortasında ağlayan küçük bir çocuk olarak görebilirsiniz. Bilinçaltı burada aslında dış dünyaya gösterdiğiniz o kusursuzluğunuzun ego savunma mekanizmasının bir eseri olduğunu ve bu yarattığınız sahte rolden çıkmanız gerektiğini, bunun temelinde aslında bilinçaltından gelen kırılgan yönünüzün varlığına dikkat çeker ve iyileştirmeniz gerektiğini göstermeye çalışır. Çünkü sahte olarak yaratılmış kusursuz kimlik imajı kişiyi hayatta her zaman zorluklarla karşı karşıya koyar. Ego savunma mekanizmaları rüyada gevşese de tamamen pasif hale gelmez ve rüyada da savunma mekanizmalarını devreye sokar; duygularımızı sansürler, çarpıtır veya maskeler. Örneğin, öfke, kaygı, nefret beslediğiniz asıl kişi, örneğin anneniz, rüyanızda hiç tanımadığınız bir yabancıya, bir hayvana veya cansız bir nesneye dönüştürülür. Bu şekilde ego, tehlikeli duygunun hedefini değiştirerek aslında sizi korur. Veya bireyi rahatsız eden düşünceler, örneğin, kişinin hayatındaki bir başarısızlık korkusu rüyada sınava geç kalmak, kovulmak veya uçmak isterken üzerinde ağırlıktan dolayı uçamamak gibi tamamen farklı görsellerle maskelenir. Ayrıca rüyada bireyin kendisine bile itiraf edemediği, kabul etmediği kıskançlık, nefret gibi olumsuz duygular, rüyada bireyi yine korumak için diğer kişilere atfedilir. Örneğin, içinizde birine karşı hissettiğiniz ve egonuzun kabul etmediği bir öfke varsa, rüyanızda o kişinin durduk yere size saldırdığını veya sizden nefret ettiğini, size kumpas kurduğunu görebilirsiniz. Yani rüyalar bize aslında uyanıkken ego savunma mekanizmamızdan dolayı farkında olmadığımız bilinçaltından gelen ve bizi hayatımızda yönlendiren tarafımıza ışık tutmaktadır. Önemli olan rüyanın verdiği mesajı anlamak ve bu farkındalıkla duygu ve düşüncelerimizi telafi edebilmektir.

Rüyalar Gelecekten mi Haber Veriyor?

Carl Jung’a göre rüyalar sadece bilinçaltının çöplüğü değil, geleceği gösteren bir pusuladır. Birçok insan yaşamı boyunca en az bir kez, rüyasında gördüğü bir olayın birebir gerçekleştiğine şahit olmuştur. Bu rüyalar o kadar etkileyicidir ki, birey kendine mistik bir anlam katmaya başlayabilir. İnsan doğası gereği egosunun manipülasyonuna inanmaya müsaittir. Bu tarz rüyaları kendine özel bir vahiy, bir seçilmiş hissi ya da güç olarak yorumlamak egoyu muazzam şekilde okşar ve insana kendini özel ve iyi hissettirir. Ancak burada gözden kaçan bir nüans vardır. Rüyaların amacı bize geleceği göstermek veya bizi kahraman yapmak değildir. İşin bilimsel ve psikolojik özüne indiğimizde, karşımıza mistik bir kehanet değil, bilinçaltının muazzam işlemci gücü ve ego savunma mekanizmaları çıkar. Bilinçaltımız, biz uyanıkken çevremizle ilgili ancak bilincimizin algı sınırını aşan milyonlarca mikro veriyi (jestler, mimikler, sağlık sinyalleri, gizli niyetler) bir bilgisayar gibi kaydeder ve işler. Siz uyanıkken mikro verilerle ilgili bir farkındalığınız yokken, bilinçaltınız bu verileri alarak beklenen geleceği çoktan hesaplar. Uyku sırasında bu veriler bir araya gelir ve size mümkün olasılıkları gösterir. Yani aslında gelecekten bir vahiy gelmemiştir; bilinçaltınız uyanıkken göremediğiniz neden-sonuç ilişkilerini birleştirip rüyanıza taşımıştır. Rüyaların bize bunu gösterme amacı tamamen zihnin kendini koruma şeklidir. Buradan anlamamız gereken şey, içinde bulunduğumuz durumda bizi gerçeklikten uzaklaştıran ego savunma mekanizmamızı anlayıp onu kontrol altına almazsak, başımıza tam olarak rüyamızdaki felaket gelecektir. Eğer rüyanızda ilişkinizin bittiğini veya bir işte başarısız olduğunuzu görüyor ve bu gerçekleşiyorsa, bu geleceği bildiğiniz için değil, bilinçaltınızın egonuzu o kaçınılmaz sonun psikolojik şokundan korumak için yaptığı bir uyarıdır. Biz rüyaların getirdiği mesajları mistik bir güç olarak değil, egomuzu törpülememiz gereken psikolojik birer uyarı mesajı olarak görmemiz gerekir. Başkalarının ölümü, kazası veya ayrılığı gibi onların durumu ile ilgili gördüğümüz ve sonradan gerçek olan rüyalar da insanı en çok sarsan ve yine bizi özel hissettiren durumlardan biridir. Ancak burada da işin bilimsel ve psikolojik tarafına baktığımızda, karşımıza yine, bilinçaltının muazzam işlemci gücü ve ego savunma mekanizmaları çıkar. Bilinçaltımız, o kişinin uyanık hayatta gözden kaçırdığımız veya konduramadığımız mikro ipuçlarını toplar. Örneğin, ses tonundaki ufak bir düşüş, neşesinin arkasındaki gizli hüzün, sağlık veya psikolojik sorun sinyalleri, bakışlardaki mikro saniyelik değişimler, saklı soğukluk, küslük, mikro hatalar veya kurulan cümlelerdeki gizli bıkkınlık, üzüntü. Siz bilinçli olarak durumun farkında değilken, bilinçaltı muazzam gücüyle, o kişinin sona doğru gittiğini çoktan analiz etmiştir. Uyku esnasında bu verileri birleştirip size bir senaryo olarak sunar. Peki neden? Çünkü hayatımız boyunca temas ettiğimiz her insan bizim bilinçaltımızın yansımasıdır; yani etrafımızdaki insanlar bizim bastırdığımız, kabul etmediğimiz veya henüz farkında olmadığımız tarafımızın yansımasıdır. Tanıdığımız her insan aslında bizden bir parça taşır ve rüyadaki herkes, aslında bizim iç dünyamızın bir parçasıdır. Başkasının sonunu görmek, bilinçaltınızın o kişiye karşı hissettiği gizli bir öfkeyi, o kişiden uzaklaşma veya aşırı koruma ihtiyacını ya da o kişinin hayatınızdaki rolünün artık bitmesi gerektiğini sembolleştirir. Bilinçaltı, aranızdaki bağın sonlandığını size o kişinin sonu üzerinden gösterir. Yani rüyalarımız bizim özel olduğumuzu, gelecekten haber alabildiğimizi değil, bilinçaltımızın zaten kaderin şekillenmesinde muazzam rolü olduğunu ve bilinçli olarak bildiklerimizden çok daha fazlasını bildiğini gösterir.

Rüyanın Verdiği Mesajı Nasıl Anlarım?

İnternet veya kitap kaynaklarında genel geçer "Rüya Tabirleri" rüyanın özgün anlamını kapsamaz. Çünkü rüyadaki sembollerin anlamı kişiye özeldir. Rüyada görülen bir hayvan sembolü, o hayvandan korkan biri için tehlike ve ihanet anlamına gelirken, bir hayvan sever için sadakat ve dostluk anlamına gelebilir. Kendi rüyalarınızın verdiği mesajı anlamak için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:

  1. Duyguya Odaklanın: Rüyadaki nesnelerden ziyade, o an ne hissettiğinize bakın. Korku mu, çaresizlik mi, üzüntü mü yoksa sadece huzur mu? Çünkü bilinçaltının ilk aktarmak istediği şey o duygudur.
  2. Kişisel Çağrışımlar Yapın: Rüyadaki hatırladığınız bir nesneyi veya kişiyi ele alın ve kendinize sorun: "Bu şey/kişi bana uyanıkken hayatımda neyi hatırlatıyor? Benim için ilk çağrışımı nedir?"
  3. Hayatınızla Bağını Kurun: Bu rüya, şu an hayatımda yaşadığım hangi soruna, hangi içsel çatışmaya veya aşırılığa ayna tutuyor.
  4. Duygunuzu Kabul Edin: Mevcut durumumda hangi duygumu koruyor ve nerede ego savunma mekanizmama ihtiyaç duyuyorum?

Sonuç

Rüyalar, her gece bize kendimiz hakkında, ancak yabancı bir dilde yazılmış mesajlar verir. Bilinçaltı, bu sembolik dille bize telafi hakkı kazandırarak farkındalığı, bütünleştirmeyi ve şifalandırmayı amaçlar. Rüyalarımızın dilini öğrenmek, kendi iç dünyamıza bir fenerle yolculuk gibidir. Unutmayın, iç dünyanızda ne kadar derine inerseniz ve farkındalık kazanırsanız, hayatınızda da o kadar huzurlu ve mutlu olursunuz.

Kaynakça

  • Domhoff, G. W. (2017). The emergence of dreaming: Mind-wandering, embodied simulation, and the default network. Oxford University Press. doi.org
  • Freud, S. (2010). Rüyaların yorumu (E. Kapkın, Çev.). Payel Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1900).
  • Freud, A. (2018). Ben ve savunma mekanizmaları (Y. Erim, Çev.). Metis Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1936).
  • Hobson, J. A. (2002). Dreaming: An introduction to the science of sleep. Oxford University Press.
  • Jung, C. G. (2015). İnsan ve sembolleri (A. Yalçıner, Çev.). Kabalcı Yayınevi. (Orijinal eserin yayın tarihi 1964).
  • Stickgold, R., & Wamsley, E. J. (2020). Memory evolution and problem-solving in dreams. Topics in Cognitive Science, 12(2), 793-807. doi.org
Konul Allajova Ergenç Konul Allajova Ergenç
Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Mesleki çalışmalarını online platformlarda sürdürmektedir. Bilinç dışı ve bilinç konularına daha çok odaklanmaktadır. Psikolojik farkındalık oluşturma amacıyla Psychology Times bünyesinde içerikler üretmeye başlamıştır.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!