Psikolog BulŞehrinde bir uzman

ANTİK SIĞINAKLAR: EPİKÜROS VE STOA FELSEFESİNİN MODERN FELSEFE TERAPİSİNDEKİ YERİ

Tuğba Kop Yazar: Tuğba Kop
6 dk.okuma süresi
ANTİK SIĞINAKLAR: EPİKÜROS VE STOA FELSEFESİNİN MODERN FELSEFE TERAPİSİNDEKİ YERİ

Kategori: Felsefe Terapisi - Sosyoloji - Sosyal Psikoloji

Tuğba KOP / Uzman Sosyolog - Çocuk Gelişimi Uzmanı - Öğretmen

GİRİŞ: Modern İnsanın Çıkmazı ve Yaşam Sanatı Olarak Felsefe

Günümüz modern insanı; sürekli ulaşılabilir olma, başarılı olma, kariyer baskısı ve tüm bunların sosyal medya, televizyon, iş yerleri, okullar, toplumun pek çok kurumu tarafından empoze edilmesi ve bireyin “Normal”i olarak ortaya konulması sebebiyle ruhsal bunalımlar, kaygı ve stres yaşamaktadır. Modern insanın yaşadığı bu kaygı, stres ve ruhsal bunalımlar onun suçu gibi gösterilir ve birey terapiye ya da psikiyatriye yönlendirilir. Burada sormamız gereken önemli sorular var. Bireyin yaşadığı her stres ya da depresyon bireyden kaynaklı mıdır? Yoksa ona zorunlu olarak yüklenilen roller, sorumluluklar ve yapısal sistemden mi kaynaklıdır? Üstelik burada bireye yüklenilen roller ve sorumluluklar “Normal” ya da “Anormal” olarak kabul edilen durumlar bireylere “Normal- olması gereken şeyler” olarak gösterilir. Birey, yaşadığı sorunlardan kendisini sorumlu tutar ve kendisini suçlar, böylece sistem aklanmış olur ve kendisini sürdürmeye devam eder. Günümüzün “Neoliberal Modern Sistemi” kendisinin normlarını “Normal-Olağan” kabul ettirerek ve göstererek devam eder. Bireyler sistemin kendisine dayattığı performans baskısında dinlenmek isteyebilir, insanlığın doğal bir sonucu olarak bazen başarısız olabilir. Her zaman mutlu olma baskısı insan doğası için uygun değildir. Sosyal medyanın insan ruhuna yönelik etkileri ise yine sistemin performans - sürekli mutlu olma sonucunun en önemli görünür yüzlerinden biridir. Sosyal medya, sürekli mutlu pozlar veren, zengin bir yaşam ortaya koyan birey ve toplulukların imajlarından oluşur. Guy Debord’un “Gösteri toplumu” kavramı buna örnektir. Birey, sosyal medyadaki imaj ve görüntülere baktıkça sürekli kendini yetersiz ve başarısız hisseder; bu durum bireyde kaygı - stres yaratır. Bu “Mükemmel imaj” görünümleri daha fazla arzulamaya, daha fazla tüketmeye dayalı sahte mutluluk pazarlar. Günümüz modern insanının çıkmazına çare olabilecek modern Bilişsel Davranışçı Terapi Ekolü’nün de temellerini aldığı Epikür, stoacı felsefe öğretileri bazı filozoflar tarafından “Felsefe terapisi” olarak da isimlendirilmektedir. Şimdi bu iki önemli felsefe öğretilerinden bahsedeceğiz.

Stoa Felsefesi: Zihinsel Dayanıklılık ve Kontrol Bilişi

Stoa felsefesi ya da Epikür felsefeleri, hatta Doğu felsefeleri en temelinde kontrolsüz arzular ve bunların dizginlenememesinin insan ruhuna olumsuz etkilerinden bahsederler. Fakat bu felsefeler tüm arzulara karşı değildir. Onlar arzuları da kendi içlerinde ayırmış ve hangilerinin zararlı olabileceğinden bahsetmişlerdir. Stoa felsefesinin “Kontrol ikilemi” kavramı bu noktada önemlidir. “Kontrol edebileceğin şeylere odaklan, kontrol edemediğin şeyler için boşuna çabalama ve kaygılanma.” Bir şeyleri arzulayabilirsiniz, ona ulaşmak için çaba harcayabilirsiniz; ancak sonucu sizden bağımsızdır. Arzulanan şeyin sonucu sizin kontrolünüzde değildir; bu yüzden boşuna kaygılanmak yersizdir. Eğer bu arzular bizi esir alıyorsa onlardan uzak durmak gerekir. Arzular, sadece kontrol edebileceğimiz şeylere yönelmelidir; kontrolümüzün dışında olan arzular insanı köleleştirir. Ayrıca Stoa felsefesi “Ölçülülüğü” de vurgular. Ölçülülük, aşırılılıklardan iyidir. Stoa felsefesi bir şeyin tamamen iyi ve tamamen kötü olmadığını söyler. Bizim yapıştırdığımız “İyi-kötü” etiketleri ve yargılamalar bizi etkiler. Örnek: İş yerinde aylardır üzerinde çalıştığınız önemli bir projenin sunumunu yaparken, yöneticinizden beklenmedik derecede sert bir eleştiri aldığınızı düşünün. Otomatik Yanıt: “Beni rezil etti, kariyerim bitti, hepsi benim hatam.” (Öfke - anksiyete) Stoa Terapisi Müdahalesi: 1. Ayrıştır: Yöneticinin üslubu ve mod hali benim kontrolüm dışındadır. Ancak sunum içeriğim ve benim bu eleştiriye vereceğim tepki benim kontrolümdedir. 2. Yargıyı esnet: Eleştiri şahsıma yönelik bir saldırı değil, sadece projenin belirli bir noktasına dair bir dönüttür. 3. Sonuç: Yöneticinin davranışı değiştirmeye çalışmak yerine, kendi performansımı geliştirip sakinliğimi koruyarak kontrol alanıma odaklanırım. Stoa felsefesi için modern yaşamın bize yüklediği sorumluluk ve anlamlardan dolayı duyduğumuz kaygı için şöyle diyebiliriz; “Bu benim suçum değil ve benim elimde değil, sistem beni buna zorluyor, ben başarısız ya da yetersiz değilim.” Neoliberal-modern sistemin sizi etkilediğini fark edip, bu durumun sistemden kaynaklı olduğunu ve sizin kontrolünüzde olmadığını, ayrıca suçlu ya da başarısız olmadığınızı kendinize hatırlatmanız öz şefkatin de temelini oluşturur.

Epikürosçuluk: Haz, Sadeleşme ve Zihinsel Dinginlik

Epiküros ve kurduğu “Bahçe” okulu, sıklıkla yanlış anlaşılır. Genellikle “Sınırsız eğlence ve zevk düşkünlüğü” ile özdeşleştirilmiştir. Oysa Epikürosçu haz: bedensel acının yokluğu (aponia) ve ruhsal çalkantıların dinmesi (ataraxia) anlamına gelir. Vurgulamamız gereken ise, Epiküros’un bedensel acıdan ziyade ruhsal acılara daha fazla önem vermesidir; çünkü ona göre bedensel acılar ya da hazlar kısa sürelidir ve unutulur; ancak ruhsal acılar, daha kalıcı ve uzun sürelidir. Epiküros, insanın ruhsal acısını temelde arzulara ve kaygılara bağlar. Kaygılar; ölüm ve tanrılar üzerinedir. Arzuları ise ayırarak özellikle “Doğal olan ama gerekli olmayan” ya da “hem doğal olmayan hem gerekli olmayan” arzuların insanda kaygı ve ruhsal ızdırap yarattığını belirtir. Bu arzuları kısaca açıklayalım. Doğal ve gerekli olan arzu - ihtiyaçlar: Yiyecek, su, hava, barınak. Doğal ve gerekli olmayan arzu - ihtiyaçlar: Şık bir barınak, ilgi çekici güzel sunulmuş yemekler. Doğal olan ihtiyaçlardan daha fazlasını ve lüksünü istemek. Doğal olmayan - gerekli olmayan arzular: Lüks saat, mücevherler, teknolojik ürünler. Bunlara ihtiyacımız yoktur; ayrıca doğal bir amaca da hizmet etmezler. İhtiyacınız olan “Doğal ve gerekli olan ihtiyaçlar”dır. Gerisi sadece gösteriştir. Aslında çok az şeye ihtiyacınız vardır; haliyle onları temin etmek oldukça kolaydır. Epikür felsefesi işte bu temellere dayanır. Epikür, ihtiyacınız olandan fazlasını arzulamak kaygı ve ızdırap yaratır der. Epikür için doğadaki içsel ve dışsal yasaları bilmek kaygıyı dindirir. İhtiyacınızdan fazla olan arzuların peşinden koşmamak ve sadece bir yaşam tarzını benimsemek mutluluğa ulaşmada önemlidir. Epikür için acıyla başa çıkabilmenin yolu onu zihinsel zevklerle dengelemektir. Modern insan, sosyal medyanın ve sistemin dikte ettiği “Tüketim kültürü”ne kendini kaptırmayarak yaşamını sürdürdüğünde daha huzurlu olacaktır.

Kaynakça

  • Sellars, J. (2026). Felsefe terapisi: Epikür ve mutluluk sanatı (O. Gayretli, Çev.). Pegasus Yayınları.
  • Epiktetos. (2015). İçsel huzur iyi yaşamın kapısını açar (C. Erengil, Çev.). Beta Yayınları.
Tuğba Kop Tuğba Kop
Tuğba Kop, Aydın Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunudur. Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi Lisans Programı’nı Onur Derecesi ile tamamlamış; Aydın Üniversitesi’nde Aile Danışmanlığı alanında yürüttüğü yüksek lisans eğitimini Yüksek Onur Derecesi ile bitirmiştir. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi’nde Pedagojik Formasyon eğitimini tamamlamıştır. Akademik ve mesleki çalışmalarını aile, çocuk ve ergen odaklı olarak sürdüren Kop; eğitim kurumlarında öğretmenlik yapmış, farklı platformlarda çok sayıda eğitim ve seminere katkı sunmuştur. Akademik üretimleri arasında “Aile İçi İlişkilerin Ergenlere Etkisi” başlıklı bilimsel makale ile klinik sosyoloji alanında kaleme aldığı çalışmaları bulunmaktadır. Hâlen, çocukluk deneyimleri, içsel süreçler ve psikososyal gelişim temalarını ele alan bir kitap çalışmasını sürdürmektedir. Çocuk objektif testleri, oyun terapisi, aile danışmanlığı (450 saat), resim analizi, çocuk ve ergenlerde davranış bozuklukları alanlarında uygulayıcı eğitimler almış; sosyoloji, psikoloji, felsefe ve çocuk gelişimi disiplinlerinde çok sayıda sertifikaya sahiptir. Çalışmalarında bireysel psikososyal sorunları aile yapıları ve toplumsal bağlamla birlikte ele alan bütüncül ve disiplinler arası bir yaklaşımı benimsemektedir.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!