Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Tartışma Biçiminiz İlişkiniz Hakkında Ne Söylüyor?

5 dk.okuma süresi
Tartışma Biçiminiz İlişkiniz Hakkında Ne Söylüyor?

Susarak mı tepki veriyorsunuz, öfkelenerek mi, yoksa her şeyi konuşarak çözmeye mi çalışıyorsunuz? Tartışma anındaki davranışlarınız, duygusal ihtiyaçlarınız ve ilişki kurma biçiminiz hakkında ipuçları taşıyor olabilir.

Her ilişkinin kendine özgü bir iletişim dili vardır. Kimi çiftler sorunlarını uzun konuşmalarla çözerken, kimileri tartışmanın ilk dakikalarında sessizliğe bürünür. Bazıları sesini yükseltir, bazıları ortamdan uzaklaşır, bazılarıysa hiçbir şey olmamış gibi davranmayı tercih eder. Peki, tartışma sırasında verdiğiniz tepkiler aslında ne anlatıyor?

Belki de tartışma biçiminiz, ilişkinizde en çok neye ihtiyaç duyduğunuzu gösteriyordur.

1. Tartışırken susan tarafsanız…

Bir sorun yaşandığında konuşmak yerine sessizleşiyor, kendinize çekiliyor ve mümkünse tartışmanın bitmesini bekliyorsanız, duygularınızı düzenlemek için zamana ihtiyaç duyuyor olabilirsiniz. Özellikle yoğun duygusal anlarda kendinizi ifade etmekte zorlanabilir, yanlış bir şey söylememek için geri çekilmeyi tercih edebilirsiniz.

Ancak sessizlik her zaman sakinlik anlamına gelmez. Bazen söylenemeyen cümleler, dile getirilemeyen kırgınlıklar ve çatışmadan kaçınma isteği de sessizliğin arkasında bulunabilir. Eğer sorunları sürekli içinize atıyorsanız, zamanla duygusal bir mesafe oluşabilir.

Kendinize sorun: Gerçekten sakinleşmek için mi susuyorsunuz, yoksa anlaşılmayacağınızı düşündüğünüz için mi?

2. Tartışırken çok öfkeleniyorsanız…

Küçük bir anlaşmazlık bile kısa sürede büyük bir öfkeye dönüşüyorsa, yaşanan olayın kendisinden çok sizde uyandırdığı duyguya bakmak gerekebilir. Belki önemsenmediğinizi, dinlenmediğinizi veya haksızlığa uğradığınızı hissediyorsunuz.

Öfke çoğu zaman tek başına ortaya çıkan bir duygu değildir. Kırgınlık, hayal kırıklığı, korku ve anlaşılmama hissi öfkenin altında yer alabilir. Özellikle yoğun duygusal uyarılma sırasında beynin tehdit algısıyla ilişkili sistemleri daha etkin hâle gelebilir ve kişinin düşünmeden tepki verme olasılığı artabilir.

Bu nedenle öfkenizi bastırmak yerine onun ne anlatmaya çalıştığını anlamak önemlidir. Çünkü bazen öfkenin arkasında söylenmeyi bekleyen çok daha kırılgan bir duygu vardır.

Kendinize sorun: Aslında öfkelendiğiniz şey yaşanan olay mı, yoksa o olayın size hissettirdiği şey mi?

3. Tartışma sırasında sürekli konuşmak istiyorsanız…

Bir problem yaşandığında hemen konuşmak, açıklama yapmak ve karşı tarafın da kendisini ifade etmesini beklemek istiyorsanız, belirsizliğe karşı hassas olabilirsiniz. Sorunun çözümsüz kalması zihninizde tekrar tekrar aynı düşüncelerin dönmesine neden olabilir.

Özellikle partneriniz sessizleştiğinde daha fazla soru sormanız, konuşmayı sürdürmeniz veya bir yanıt almak için ısrar etmeniz mümkündür. Çünkü sizin için iletişim kurmak yalnızca problemi çözmek değil, ilişkinin hâlâ güvende olduğunu hissetmenin de bir yolu olabilir.

Ancak her insanın duygularını işleme hızı aynı değildir. Siz hemen konuşmaya hazırken partnerinizin biraz zamana ihtiyaç duyması, sizi önemsemediği anlamına gelmez.

Kendinize sorun: Gerçekten çözüm mü arıyorsunuz, yoksa her şeyin yolunda olduğuna dair güvenceye mi ihtiyaç duyuyorsunuz?

4. Tartışma sırasında ortamdan uzaklaşıyorsanız…

Tartışma büyümeye başladığında ortamı terk ediyor, konuşmayı erteliyor veya yalnız kalmayı tercih ediyorsanız, çatışmanın yarattığı yoğunluktan uzaklaşmaya çalışıyor olabilirsiniz.

Bazen kısa bir mola, duygusal yoğunluğun azalmasına ve daha sağlıklı düşünmeye yardımcı olur. Ancak bu uzaklaşmanın bir süre sonra konuşmaya geri dönmekle tamamlanması gerekir. Aksi hâlde sorunlar çözülmeden kalabilir ve partneriniz kendisini terk edilmiş ya da görmezden gelinmiş hissedebilir.

Burada belirleyici olan uzaklaşmanız değil, yeniden iletişim kurmaya ne kadar açık olduğunuzdur.

Kendinize sorun: Biraz zamana mı ihtiyacınız var, yoksa yüzleşmekten mi kaçınıyorsunuz?

5. Tartışmadan sonra ilk adımı hep siz atıyorsanız…

Tartışma ne kadar büyük olursa olsun arayı düzeltmek için ilk adımı atan kişi sizseniz, ilişkinizdeki uyumu korumaya önem veriyor olabilirsiniz. Kırgınlıkla uzun süre yaşamak istemiyor, aranızdaki bağın tartışmadan daha değerli olduğunu düşünüyor olabilirsiniz.

Ancak burada ince bir çizgi var. Her zaman barışmayı başlatan, özür dileyen veya sorunları toparlayan kişi olmak zamanla duygusal bir yük oluşturabilir. İlişkiyi onarmak iki kişinin de sorumluluğudur. Sürekli bir tarafın çaba göstermesi, diğer tarafın sorumluluk almamasına neden olabilir.

Kendinize sorun: İlk adımı gerçekten barışmak istediğiniz için mi atıyorsunuz, yoksa ilişkinin bozulmasından korktuğunuz için mi?

Peki, sağlıklı tartışmanın bir formülü var mı?

Sağlıklı bir tartışma, her iki tarafın da haklı olduğu bir sonuçla bitmek zorunda değildir. Bazen partnerinizi anlamak, kendi duygunuzu açıkça ifade etmek ve gerektiğinde özür dilemek yeterlidir. Önemli olan tartışma sırasında birbirinizi rakip olarak değil, aynı sorunu çözmeye çalışan iki insan olarak görebilmektir.

Unutmayın, her insanın tartışma biçimi farklı olabilir. Bu davranışlar tek başına kişilik özelliklerini veya bağlanma stilini belirlemez. Aynı kişi farklı ilişkilerde ve farklı koşullarda farklı tepkiler de verebilir.

Belki de ilişkinizde değiştirmeniz gereken şey tartışmaların kendisi değil, tartışırken birbirinize nasıl davrandığınızdır. Çünkü bazen bir ilişkiyi yıpratan şey anlaşmazlıklar değil, anlaşmazlıkların içinde birbirimizi duymayı bırakmamızdır.

Hicran Aktekin Hicran Aktekin
Marmara Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan Hicran Aktekin, eğitim ve araştırma hastanelerinde, toplum ruh sağlığı merkezlerinde ve psikiyatri servislerinde edindiği deneyimlerle psikoloji alanında deneyimler kazanmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Aile Danışmanlığı, Cinsel Terapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Aile Terapisi ve Terapötik Kartlar alanlarında eğitimler almış olup, stresle başa çıkma ve mindfulness üzerine de uzmanlık kazanmıştır. Şu anda psikolojik danışmanlık hizmeti vermekte olup, bireylerin ruh sağlığını güçlendirmek ve yaşam kalitelerini artırmak adına çalışmalarına devam etmektedir.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!