Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Biz Şimdi Neyiz? Bağ Kurmak ve Bağlantıda Kalmak Üzerine

5 dk.okuma süresi
Biz Şimdi Neyiz? Bağ Kurmak ve Bağlantıda Kalmak Üzerine

Uzm. Psk. Merve ÇALIŞIR

İlişkilerde son zamanlarda sık karşılaştığımız sorulardan biri şu: “Peki biz şimdi neyiz?” Birlikte çok keyifli zaman geçiriyor, ara ara mesajlaşıyor, birbirimizin hayatından haberdar oluyoruz. Bütün bunların içinde iyi hissederken bir anda aramızda bir şeylerin eksik ya da belirsiz kaldığını fark edebiliyoruz. Sana da tanıdık geliyor mu?

İletişim hâlinde olmakla bağ kurmak arasındaki fark tam da burada ortaya çıkıyor.

Bağlantıda kalmak, iki kişi arasındaki temasın sürmesi demek. Mesajlaşmak, telefonla konuşmak, görüşmek, birlikte yemek yemek, uyumak ya da sevişmek bu temasın parçaları olabilir. Bunlar iki kişinin hayatında birbirine yer açtığını gösterebilir; ama tek başlarına, ilişkinin iki taraf için aynı anlama geldiğini söylemez.

Bağ kurmak ise temasın içinde birbirimizin iç dünyasına da yaklaşabilmekle ilgili. Ne istediğimizi, nelerden çekindiğimizi ve nasıl hissettiğimizi zamanla paylaşabilmek; anlattıklarımızın karşı tarafta bir karşılık bulduğunu görebilmek… Kendini açmak, bütün yaralarını bir anda anlatmak ya da her konuda savunmasız olmak demek değildir. Kişi, karşısındakiyle kurduğu güven arttıkça kendisinden daha fazla söz edebilir. Anlattıkları merakla dinlendiğinde ve küçümsenmediğinde, ilişkide kendisi olarak bulunması kolaylaşır.

Bu yakınlık gelişirken bazen kaybetme korkusu da ortaya çıkabilir. “Ya benden uzaklaşırsa?” düşüncesiyle kişi kendi isteklerini geri plana atabilir; ilişkinin adını sormaktan, beklentisini paylaşmaktan ya da rahatsız olduğu bir şeyi dile getirmekten çekinebilir. Bir mesajın geç gelmesini, görüşmenin ertelenmesini ya da konuşmanın kısa sürmesini uzun uzun düşünmeye başlayabilir.

Böyle zamanlarda dikkatimiz, bu ilişkinin bize nasıl geldiğinden çok karşı tarafın ilgisini kaybetmemeye yönelebilir. “Benden hoşlanıyor mu?”, “Neden böyle davrandı?” ya da “Şimdi bunu söylersem uzaklaşır mı?” soruları zihnimizde dönüp dururken kendi ihtiyaçlarımızı duymak zorlaşabilir. Oysa bir ilişkide yalnızca karşı tarafın ne düşündüğünü çözmeye çalışmak, bizim nasıl hissettiğimizi anlamaya yetmez. “Ben bu ilişkide ne yaşıyorum ve neye ihtiyaç duyuyorum?” diye kendimize de sorabilmeliyiz.

“Biz şimdi neyiz?” sorusu bazen bir ilişkiye isim koyma isteğinden fazlasını anlatır. Kişi, yaşadığı yakınlığın karşılıklı olup olmadığını, iki tarafın benzer şeyler isteyip istemediğini ve ilişkinin nasıl ilerleyebileceğini anlamaya çalışıyor olabilir. Bu soruyu sormak fazla şey istemek anlamına gelmez. İlişkinin iki kişi için ne ifade ettiğini konuşabilmek, birbirini tanımanın bir parçasıdır.

Elbette herkes aynı hızda yakınlaşmaz. İki kişinin hazır oluşu, beklentileri ve ilişki kurma biçimleri farklı olabilir. Bu farklılıklar tek başına ilişkinin yürümeyeceği anlamına gelmez. Önemli olan, bunların konuşulup konuşulamadığı ve iki kişinin de diğerinin ne yaşadığını anlamaya istekli olup olmadığıdır. Bir taraf sürekli tahmin yürütürken diğer taraf belirsizliği hiç ele almıyorsa temas devam edebilir; ancak bu temasın içinde güvenli bir yakınlık geliştirmek güçleşebilir.

Belirsizlik her zaman birinin kötü niyetli olduğu anlamına gelmez. Yeni tanışan iki kişi, ne hissettiğini ve ne istediğini anlamak için zamana ihtiyaç duyabilir. Fakat zaman geçtikçe belirsizliğin nasıl ele alındığı önem kazanır. İki kişi bu konuyu konuşabiliyor, birbirinin sorularını duyabiliyor ve ilişkinin nereye gidebileceğini birlikte değerlendirebiliyorsa süreç daha anlaşılır hâle gelir. Konuşmalar sürekli erteleniyor ya da sorular karşılıksız kalıyorsa, kişinin bu durumun kendisinde yarattığı duyguyu fark etmesi gerekir. “Bu ilişki ne zaman netleşecek?” sorusunun yanında, “Bu belirsizliğin içinde ben nasıl hissediyorum?” diye sormak da önemlidir.

Bağ, yalnızca güzel sözlerle kurulmaz. Birinin anlattıklarımızı hatırlaması, bizi gerçekten merak etmesi, zorlandığımızda nasıl olduğumuzu sorması da yakınlığın parçalarıdır. Karşılıklılık çoğu zaman büyük jestlerden çok gündelik davranışlarda görünür: Birlikte geçirilen zamana özen göstermek, verilen sözleri takip etmek, iletişimde tutarlı olmak ve diğer kişinin ihtiyaçlarını merak etmek. Herkesin ilgi gösterme biçimi farklıdır; yine de iki kişinin de ilişkiye emek vermesi, temasın tek taraflı bir çabaya dönüşmesini önler.

Anlaşmazlık yaşandığında konuşmaya geri dönebilmek, birbirimizin deneyimini anlamaya çalışmak ve gerektiğinde kendi payımıza düşeni görebilmek de ilişkinin nasıl bir bağ taşıdığını gösterir. İki kişinin her konuda aynı düşünmesi gerekmez; farklılıkların ilişki içinde nasıl karşılandığı önemlidir. Biri kırıldığını dile getirdiğinde bununla alay edilmesi ya da konunun hemen kapatılması kişiyi geri çekebilir. Duyguların konuşulabildiği ve iki tarafın da birbirini anlamaya çalıştığı bir ilişkide ise anlaşmazlık, yakınlığın tamamen kaybolması anlamına gelmez.

Bazen açık bir konuşma, duymayı umduğumuz yanıtı getirmeyebilir. Karşımızdaki kişi ne istediğinden emin olmayabilir ya da bizimle aynı beklentiyi paylaşmayabilir. Bunu duymak incitebilir. Yine de bu konuşma, belirsizliği tek başımıza çözmeye çalışmak yerine iki kişinin nerede durduğunu anlamamıza yardımcı olabilir. Karşımızdakinin cevabı kadar, bizim o cevap karşısında ne hissettiğimiz ve neye ihtiyaç duyduğumuz da önemlidir.

Belki de “Biz şimdi neyiz?” sorusunun yanıtı yalnızca ilişkinin adında değil; bu ilişkide kendimize ne kadar yer bulduğumuzda, birbirimizi ne kadar merak ettiğimizde ve zor konuşmalara nasıl yaklaştığımızda saklıdır. Bağlantıda kalmak aramızdaki teması sürdürür. Bağ kurmak ise bu temasın içinde iki kişinin de kendine ve birbirine yer açabilmesiyle zaman içinde gelişir.

Merve Çalışır Merve Çalışır
Merve Çalışır, Psikoloji lisans mezunudur ve uzmanlığını Aile Eğitimi ve Danışmanlığı alanında yapmıştır. Psikolog ve yazar olarak, psikoterapi, psikolojik danışmanlık ve akademik çalışmalar alanlarında kapsamlı bir deneyime sahiptir. Uzmanlık alanları arasında yeme bozuklukları, ergenlik dönemi sorunları, sınav kaygısı, duygudurum bozuklukları, meslek seçimi ve kariyer problemleri ile romantik ilişkiler yer almaktadır. Merve Çalışır, ergen, yetişkin, çift ve ailelere yönelik online ve yüz yüze terapi hizmetleri sunmaktadır. Ayrıca, ulusal dergiler ve dijital platformlarda, psikolojik danışmanlık alanındaki uzmanlık konularına dair düzenli yazılar kaleme almaktadır. Toplumsal ve bireysel farkındalığı artırmak amacıyla, ulusal radyo programlarına katılarak ve eğitim-seminerlerde konuşmalar yaparak alandaki bilgi ve deneyimlerini geniş bir kitleyle paylaşmaktadır. Psikolojiye olan ilgisi, lisans eğitimine başladığı günden bugüne kadar her bireyin yaşadığı süreçlerin anlamını ve etkisini keşfetmek üzerine şekillenmiştir. Değişim ve farkındalık yaratmak, onun profesyonel yolculuğunda temel hedefi olmuştur. Şimdi ise, yazarlık kariyerinde psikolojik bilgilerini, empatik bakış açısını ve deneyimlerini dergimiz aracılığıyla siz değerli okuyucularla buluşturmayı amaçlamaktadır.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!