Odadaki Fil: Ailede Konuşulmayan Meseleler ve Çocuklar
Evinizin salonunu düşünün. Tüm eşyalar yerli yerinde; koltuklar, yemek masası, halı, belki bir kitaplık… Gündelik hayatta her şey alışıldık yerini korurken, bu salonda her zaman gördüğümüz eşyalardan biriymiş gibi salona yerleşen ve varlığını sürdüren bir fil olduğunu düşünelim. Evet, bir fil; salonun büyük bir kısmını kaplıyor, koltuklara oturuyor, yanınızdan geçiyor ve çıkardığı gürültüyle kendini hissettiriyor. Bazen bir köşeye çekiliyor, bazen de yeniden ortaya çıkıp bütün alanda boy gösteriyor. Salon bu filin hakimiyeti altında; ortamın havasını o belirliyor. Evde yaşayanlar salona girip çıkıyor. Kimse filin varlığından bahsetmiyor; yanından geçiyor, sesini duyuyor ama o yöne dönmüyor. Odayı ne kadar daralttığının herkes farkında ancak bu konuda konuşulmuyor. Sabah uyandığınızda fil yine orada; kitabınızı alıp koltukta kahvenizi yudumlarken de, akşam sohbetlerinize eşlik ederken de yerini koruyor. Kimi zaman sessizce oturup orada olduğunu bile unutturuyor, kimi zaman ayaklarını yere vurarak olabildiğince gürültü çıkarıyor. Sizinle birlikte, salonda yaşıyor.
Aslında bu sahne, İngilizcede “elephant in the room”, dilimizde ise “odadaki fil” olarak bilinen metaforu anlatıyor. Odadaki fil; herkesin bildiği, varlığını inkar edemediği ancak çeşitli nedenlerle hakkında konuşmaktan kaçındığı ya da görmezden gelmeyi tercih ettiği sorunları ifade ediyor. Filin büyüklüğü, göz ardı edilmesi güç bir sorunu temsil ederken, ondan söz edilmemesi bireylerin sorunla yüzleşmek yerine sessiz kalmayı seçtiğini gösteriyor. Ancak bir sorunun konuşulmaması, onun ortadan kalktığı ya da etkisini yitirdiği anlamına gelmiyor. Aksine, dile getirilmeyen meseleler varlığını sürdürüyor ve zaman zaman farklı biçimlerde kendini hissettiriyor. Bu açıdan metafor, yalnızca konuşulmayan bir soruna değil, bu sessizlik içinde sürdürülen yaşama ve görünmez kılınmasına rağmen devam eden etkilere de dikkat çekiyor.
Peki, böyle bir salonda yaşamayı hayal edebiliyor musunuz? Her gün etrafınızda dolaşan, hareketleriyle yaşam alanınızı değiştiren, zaman zaman önünüze çıkan kocaman bir fil varken ondan hiç söz etmeden yaşamaya devam etmek mümkün mü? Daha da önemlisi, filin varlığını konuşmamak onu gerçekten ortadan kaldırır mı? Belki de asıl tuhaflık, salonda bir filin bulunması değil, herkesin onu görmesine rağmen yokmuş gibi davranmasıdır.
Oysa her evin salonunda farklı büyüklükte ve özellikte bir fil bulunabilir. Kimi evlerde bu fil, aile üyeleri arasında uzun süredir çözülmemiş anlaşmazlıklar ve kırgınlıklarken, kimi evlerde eşler arasındaki iletişimsizlik, duygusal uzaklık ya da sürekli tekrarlanan çatışmalardır. Bazen bağımlılık sorunları, ekonomik güçlükler veya ailede yaşanan ancak dile getirilmeyen başka meseleler de filin yerini alabilir. Filin büyüklüğü ve salonda kapladığı alan değişse de varlığı, evde yaşayan herkes tarafından bir şekilde hissedilir. Aile bireyleri çoğu zaman bu sorunların farkındadır; ancak yüzleşmenin getireceği güçlükler, çatışma yaşama endişesi ya da mevcut düzenin bozulacağı düşüncesi nedeniyle sessiz kalmayı tercih edebilirler. Böylece konuşulmayan meseleler aile yaşamının bir parçası hâline gelir ve aile üyelerinin ilişkilerini etkilemeye devam eder.
Bu salonda yaşayan çocukları düşündüğümüzde, onlar için durum nasıldır? Çocuklar, odada bir gürültü duyduklarında bunun filden kaynaklandığını anlamayabilirler. Filin ne olduğunu, neden orada bulunduğunu ya da neden bazı zamanlar gürültü çıkardığını yetişkinler gibi anlamlandıramayabilirler. Ancak filin hareketlerini, çıkardığı sesleri ve odada yarattığı değişimi yine de deneyimlerler. Aile içinde konuşulmayan meseleler de çocuklar için benzer bir anlam taşır. Çocuklar, aile üyeleri arasındaki sorunların nedenini ya da içeriğini tam olarak kavrayamasalar da bunların ilişkilere, iletişime ve gündelik yaşama yansıyan etkilerini fark edebilirler.
Üstelik çocuklar, anlamlandıramadıkları bu durumlara kendi gelişim düzeyleri ve deneyimleri doğrultusunda açıklamalar getirmeye çalışabilirler. Ailedeki gerginliğin nedenini bilemediklerinde kendilerini sorumlu tutabilir, değişen davranışların kendileriyle ilgili olduğunu düşünebilirler. Hatta evdeki sessizlik, çocuk için yaşanan sorunu anlamaktan çok daha zorlayıcı bir belirsizliğe dönüşebilir. Çünkü çocuk, ne olduğunu bilmediği bir durumun içinde yaşamaya devam ederken bu durumun kendisinde bıraktığı duygularla da baş etmeye çalışır. Böylece aile içinde konuşulmayan meseleler yalnızca yetişkinlerin ilişkileriyle sınırlı kalmaz; çocuğun aile ortamını algılayışını, kendisini ve çevresindeki ilişkileri anlamlandırma biçimini de etkileyebilir.
Bazen aile içinde odadaki fil hakkında konuşmamak, mevcut aile düzenini korumanın bir yolu olarak görülebilir. Sorunun dile getirilmemesiyle tartışmaların önüne geçildiği, aile içindeki huzurun bozulmadığı düşünülebilir. Oysa konuşulmayan meseleler ortadan kalkmadığı gibi, çocuklar da bu sessizliğin içinde büyümeye devam eder. Zamanla belirsizliği anlamlandırmaya çalışmaya, yaşananları sorgulamadan kabullenmeye ve sorunlar karşısında konuşmak yerine sessiz kalmaya alışabilirler. Böylece aile içinde çözülmeden bırakılan meseleler yalnızca bugünün ilişkilerini etkilemekle kalmaz, çocukların ilerleyen yaşamlarında sorunlarla baş etme ve ilişkilerini sürdürme biçimlerine de yansıyabilir.
Kaynakça
- Cummings, E. M., & Schatz, J. N. (2012). Family conflict, emotional security, and child development: Translating research findings into a prevention program for community families. Clinical Child and Family Psychology Review, 15(1), 14–27.
- Davies, P. T., & Cummings, E. M. (1994). Marital conflict and child adjustment: An emotional security hypothesis. Psychological Bulletin, 116(3), 387–411.
- Davies, P. T., Harold, G. T., Goeke-Morey, M. C., & Cummings, E. M. (2002). Child emotional security and interparental conflict. Monographs of the Society for Research in Child Development, 67(3), 1–127.
- Grych, J. H., & Fincham, F. D. (1990). Marital conflict and children’s adjustment: A cognitive-contextual framework. Psychological Bulletin, 108(2), 267–290.
- Harold, G. T., & Sellers, R. (2018). Annual research review: Interparental conflict and youth psychopathology: An evidence review and practice focused update. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 59(4), 374–402.
- Selçuk, Ş., İşcanoğlu, Z., Sayıl, M., Sümer, N., & Berument, S. K. (2020). Factors influencing children’s appraisals of interparental conflict: The role of parent-child relationship quality. Journal of Family Issues, 41(11), 2022–2044.



