Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Karar Gücü Olmadan Yüklenilen Yükün Psikolojisi

5 dk.okuma süresi
Karar Gücü Olmadan Yüklenilen Yükün Psikolojisi

Sorumluluk almak, insan canlısının gelişiminde ve toplumsal işleyişinde temel taşlardan biridir; kendine yönelik disiplin, güven ve benliğine yönelik kişisel etkinlik duygusunu besler. Ancak sorumluluğun sağlıklı işlemesi için de bir koşulu vardır. Sonucu etkileme potansiyeli olan yetki; kaynak ve karar gücüdür. Birey bir işin sonucundan hesap vermek zorunda bırakılırken aynı zamanda o sonucu belirleyecek araçlardan da yoksunsa, “yetkisiz sorumluluk” olarak adlandırılabilecek durum ortaya çıkabilmektedir. Söz konusu durum yalnızca adaletsiz değil, aynı zamanda psikolojik açıdan yıpratıcıdır.

Kavramsal Çerçeve: Sorumluluk ile Yetkinin Ayrışması

Kavramsal çerçeve ile yönetim ve örgüt psikolojisinde “sorumluluk-yetki dengesi” ilkesi, kişiye hesap sorulabilmesine olanak tanımak amacıyla ona orantılı bir kontrol ve karar alanı tanınması gerektiğini savunmaktadır. Bu denge bozulduğunda kişi, sonuçları üstlenen ama süreci yönlendiremeyen bir konuma düşmektedir. Bu durum, öğrenilmiş çaresizlik kuramının merkezindeki “davranış ile sonuç arasındaki bağın kopması” deneyimiyle yapısal bir benzerlik taşır (Maier ve Seligman, 1976).

Bilişsel Temel: Abartılı Sorumluluk Algısı

Klinik psikolojide sorumluluk algısında gerçekleşen bozulma, en sistematik şekilde obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) üzerine geliştirilen bilişsel modellerde incelenmiştir. Salkovskis'in (1985, 1999) modeline baktığımızda, zarardan bireysel olarak sorumlu olunduğuna dair inançlar, sıradan istenmeyen düşünceleri felaketleştirerek olumsuz yorumlara dönüştürür. Bu olumsuz yorumlar ise kaygıyı, kontrol altında tutma davranışlarını sürdürmektedir. Rachman (1997) bu süreci istenmeyen düşüncelerin “felaketleştirici yanlış yorumlanması” kavramıyla açıklamaktadır. Deneysel çalışmalar, katılımcılara yapay olarak yüksek sorumluluk yüklendiğinde kontrol davranışlarının, tereddütlerin ve kaygının arttığını göstermiştir (Lopatcka ve Rachman, 1995; Bouchard ve ark., 1999). Çocuklarla yürütülen bir deneysel çalışmada ise sorumluluk algısı artırıldığında benzer bir tabloya ulaşılmıştır (Reeves ve ark., 2010). Bireye “bu işin sonucu senin elinde” mesajı verilirken gerçek kontrolü sınırlıysa, zihin bu boşluğu aşırı tetikte olma, sürekli kontrol etme ve kendini suçlama ile tamamlama eğilimindedir.

Kontrol Odağı ve Öğrenilmiş Çaresizlik

Rotter'in (1966) kontrol odağı kuramına baktığımızda, bireylerin sonuçları kendi eylemlerine mi yoksa dış kaynaklara mı atfettiğini incelemektedir. Yetkisiz sorumluluk durumunda bireye “bu senin sorumluluğun” şeklinde bir iç kontrol odaklı söylem dayatılır ama yaşanan deneyim dış kontrol odaklıdır. Davranış ile sonuç arasındaki bağın yinelenerek koptuğunu deneyimleyen kişi zamanla çaba göstermeyi azaltır, motivasyonu düşer ve depresif belirtiler geliştirebilir.

Örgütsel Psikoloji: Talep-Kontrol ve Çaba-Ödül Modelleri

Örgütsel psikolojide bu olgu iki büyük stres modeliyle doğrudan örtüşmektedir. Birincisi; Talep-Kontrol Modelidir. İşin psikolojik talepleri yüksekken kişinin karar alma serbestliği düşükse gergin iş durumu ortaya çıkar. Bu durum, kaygı ve tükenmişlikle ilişkilendirilmektedir. Özetleyecek olursak, yetkisiz sorumluluk; yüksek talep ve düşük kontrol. Diğer stres modeli ise Çaba-Ödül Dengesizliği Modelidir. Harcanan çaba, verilen emek ile alınan ödül arasındaki dengesizlik kronik stres tepkisini tetikler. Yetki tanımadan sorumluluk yüklemek bu dengesizliğin tipik biçimlerinden biridir. Bu iki model yetkisiz sorumluluğun tek açıklaması değildir ancak ona en yakın çerçevedir.

Aile ve İlişki Bağlamı: Ebeveynleşme ve Sınır İhlalleri

Aile sistemlerinde “ebeveynleşme” (parentification), bir çocuğun yaşı ve gelişimsel kapasitesine uygun olmayan sorumlulukları üstlenmesini ifade etmektedir (Boszormenyi-Nagy ve Spark, 1973; Minuchin, 1974). Bu çocuklar sorumluluğu taşıyabilir ancak unutulmamalıdır ki aile içinde gerçek karar gücüne sahip değildir. Jurkovic (1997) ebeveynleşmeyi araçsal ve duygusal boyutlarıyla ele almış, özellikle adil olmayan ve karşılığı tanınmayan yükün olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğunu vurgulamıştır. Bu örüntünün yetişkinlikte kaygı, aşırı sorumluluk alma eğilimi, sınır koymada güçlük ve ilişkilerde tükenmişlikle bağlantılı olduğu bildirilmektedir (Hooper, 2007). Yapılan klinik gözlemler ise, çocuklukta ebeveynin duygusal yükünü taşıyan ya da kardeşlerinin bakımını üstlenen kişilerin, yetişkinlikte de benzer rolleri sürdürmeye ve “ben halletmezsem kimse halletmez” inancıyla hareket etmeye yatkın olabileceği yönündedir.

Tükenmişlik Sendromu

Maslach ve Jackson'ın (1981) modeli tükenmişliği duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissinde azalma boyutlarıyla tanımlamaktadır. Maslach, Schaufeli ve Leiter (2001), tükenmişliğin yordayıcıları arasında aşırı iş yükü ve kontrol eksikliğini öne çıkarmakla birlikte bu iki faktör bir arada olduğunda risk belirgin şekilde artar. Bir kişi sonuçtan sorumlu tutulduğu halde süreci şekillendiremediğinde harcadığı çaba anlamsızlaşır; bu da tükenmişliğin merkezindeki “verimsiz çaba” algısını besler.

Sonuçlar: Neden Zararlı?

Yukarıdaki çerçeveler birlikte düşünüldüğünde, yetkisiz sorumluluğun olası zararları üç düzeyde özetlenebilir: Bilişsel-duygusal düzey: Abartılı sorumluluk şemaları, kronik kaygı, aşırı kontrol etme davranışı ve kendini suçlama eğilimi. Motivasyonel düzey: Davranış ve sonuç bağının yinelenerek kopmasıyla beraber öğrenilmiş çaresizlik ve motivasyon kaybı. Sonuncu olarak ise İlişkisel ve örgütsel düzey: Yüksek talep/düşük kontrol ve çaba, ödül dengesizliğiyle birlikte tükenmişlik, güvensizlik ve ilişkilerde birikmiş kızgınlık.

Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar

Çözüm sorumluluğu tamamen reddetmekte değildir. Sorumluluk ile yetkiyi yeniden dengelemek önemlidir. Üstlenilen her sorumluluk alanında bu duruma eşdeğer bir karar ve kontrol payının açıkça tanımlanması önemlidir. Aile ve iş ortamlarında sınır koyma becerisinin geliştirilmesi çözüme götürecek adımlardan biridir. Sonuca bakacak olursak; sorumluluk, yetkiyle birlikte var olduğunda bireyi güçlendiren bir deneyimdir; yetkiden koparıldığında ise bilişsel, duygusal ve ilişkisel düzeyde zarar potansiyeli taşıyan bir yüke dönüşmektedir. Bireysel farkındalığın yanı sıra aile, eğitim ve iş ortamlarında sorumluluk dağıtılırken buna denk bir yetki ve kontrol alanının tanınması, hem ruh sağlığı hem de sürdürülebilir işlevsellik açısından belirleyici bir ilkedir.

Kaynakça

  • Abramson, L. Y., Seligman, M. E. P., & Teasdale, J. D. (1978). Learned helplessness in humans: Critique and reformulation. Journal of Abnormal Psychology, 87(1), 49–74.
  • Boszormenyi-Nagy, I., & Spark, G. M. (1973). Invisible loyalties: Reciprocity in intergenerational family therapy. Harper & Row.
  • Bouchard, C., Rhéaume, J., & Ladouceur, R. (1999). Responsibility and perfectionism in OCD: An experimental study. Behaviour Research and Therapy, 37(3), 239–248.
  • Karasek, R., & Theorell, T. (1990). Healthy work: Stress, productivity, and the reconstruction of working life. Basic Books.
Elif Nur Tasman Elif Nur Tasman
Uzman Psikolog Elif Nur Tasman, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) lisans eğitiminin ardından nörobilim yüksek lisansını tamamlayarak nöropsikoloji alanında uzmanlaşmıştır. Akademik çalışmalarını; travma, nöropsikoloji, çocuk ve ergen ruh sağlığı, psikososyal destek ve psikoterapi yaklaşımları üzerine yoğunlaştırmıştır. 2019-2021 yılları arasında T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile UNFPA iş birliği kapsamında yürütülen projelerde psikolog olarak görev almış; hassas gruplarla çalışma, psikososyal destek süreçleri ve koruyucu-önleyici ruh sağlığı hizmetleri alanlarında deneyim kazanmıştır. Ardından, UNHCR kapsamında Çocuk Evleri Sitesi Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimi’nde uzman psikolog olarak görev yapmıştır. Bu süreçte; risk altındaki çocuklar, travmatik yaşantılar, ihmal ve istismar vakaları ile çocuk koruma sistemine yönelik multidisipliner çalışmalar yürütmüştür. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında İslahiye/Gaziantep bölgesinde akut ve post-akut dönemde psikososyal destek çalışmalarında aktif rol almış; afet ve travma psikolojisi alanında saha deneyimi edinmiştir. Ayrıca T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Rehabilitasyon Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesinde görev alarak sosyal rehabilitasyon süreçlerinde çalışmalar yürütmüştür. Mesleki yaklaşımında bilimsel temelli ve bütüncül bir perspektifi benimseyen Elif Nur Tasman; EMDR, Şema Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Nörobilim Temelli Bilişsel Davranışçı Terapi, Sanat Terapisi, Aile Danışmanlığı ve Çocuk Projektif Testleri alanlarında eğitimler almıştır. Klinik çalışmalarında bireyin yaşam öyküsünü nörobiyolojik, duygusal ve çevresel faktörlerle birlikte ele almayı önemsemektedir. Travma, çocuk, ergen ve yetişkin psikolojisi, kişilik yapılanmaları, aile dinamikleri ve psikososyal müdahale alanlarında çalışmalarını sürdürmekte; bireyin psikolojik dayanıklılığını güçlendirmeyi hedefleyen etik, bilimsel ve insan odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.
Psikolog Rehberi Psikolog - Aile Danışmanı · Merkez, Niğde · Yüz yüze ve online

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!