Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Bir İnsanı Değil, Onun Yanındaki Kendimizi Özlemek

Buse Kaya Yazar: Buse Kaya
6 dk.okuma süresi
Bir İnsanı Değil, Onun Yanındaki Kendimizi Özlemek

Özlediğimiz gerçekten o kişi mi, yoksa onunla olduğumuz kişi mi?

Bir ilişki sona erdiğinde geride yalnızca hayatımızdan çıkan bir insan kalmaz. Birlikte oluşturulan alışkanlıklar, paylaşılan hayaller, geleceğe ilişkin beklentiler ve belki de en önemlisi, o ilişkinin içerisinde şekillenen benliğimiz de değişime uğrar. Bazen birini özlediğimizi düşünürken aslında onun yanında olduğumuz kişiyi özlüyor olabiliriz. Daha neşeli, daha cesur, daha güvende ya da daha değerli hissettiğimiz bir hâlimizi…

Peki, bir başkasının varlığı kendimizi algılama biçimimizi nasıl değiştirebilir? Ve bir ilişki sona erdiğinde neden yalnızca karşımızdaki insanı değil, kendimizden bir parçayı da kaybetmiş gibi hissederiz?

İlişkiler Benliğimizi Nasıl Şekillendirir?

Psikoloji literatüründe bu durumu açıklayan önemli yaklaşımlardan biri Benlik Genişlemesi Modeli’dir (Self-Expansion Model). Aron ve Aron (1996), yakın ilişkilerin bireyin benlik algısını genişletebildiğini ileri sürmektedir. Bu yaklaşıma göre insanlar, yakın ilişkiler aracılığıyla yeni deneyimler, bakış açıları, beceriler ve kimlik özellikleri kazanabilirler.

Örneğin daha önce seyahat etmekten hoşlanmayan birinin partneriyle birlikte yeni yerler keşfetmeye başlaması, yalnızca ortak bir etkinlik değildir. Zamanla kişi kendisini maceracı, meraklı veya yeniliklere açık biri olarak tanımlamaya başlayabilir.

Burada dikkat çekici olan, kişinin yalnızca partnerinden etkilenmesi değil, onunla kurduğu ilişki sayesinde kendisine ilişkin düşüncelerinin de değişmesidir. Böylece ilişki, iki insanın birbirini tanıdığı bir alan olmanın ötesine geçerek bireyin kendisini yeniden keşfettiği bir deneyime dönüşebilir.

Ben ve Biz Arasındaki Görünmez Sınır

Yakın ilişkilerde zaman içerisinde bireysel kimlik ile ilişkisel kimlik arasında bir etkileşim oluşur. İlişkisel benlik (relational self), kişinin kendisini başkalarıyla kurduğu önemli ilişkiler üzerinden de tanımlamasını ifade eder.

Bir insan kendisini yalnızca mesleği, kişilik özellikleri veya bireysel başarılarıyla değil; birinin eşi, sevgilisi ya da hayat arkadaşı olarak da tanımlayabilir. Dolayısıyla ilişkinin sona ermesi, bu tanımların yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.

Aron ve Tomlinson (2018), benlik genişlemesi yaklaşımında yakınlığın, diğer kişinin özelliklerinin ve bakış açılarının belirli ölçülerde kişinin benlik algısına dâhil edilmesiyle ilişkili olduğunu açıklamaktadır.

Bu durum, ilişkide bireyselliğin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Aksine sağlıklı yakınlık, ortak bir yaşam oluştururken bireysel kimliğin de korunabilmesine alan tanıyabilir.

Ancak ilişkinin kişinin kimliğinde kapladığı yer büyüdükçe ayrılık, yalnızca duygusal bir kopuş değil, aynı zamanda kimliğin yeniden düzenlenmesini gerektiren bir süreç hâline gelebilir.

Ayrılık Sonrasında: Ben Kimim?

Slotter, Gardner ve Finkel (2010), romantik ayrılıkların bireyin benlik algısında değişikliklere yol açabildiğini ortaya koymuştur. Araştırmacılar, ayrılık sonrasında benlik kavramı netliğinin (self-concept clarity) azalabildiğini ve bu azalmanın duygusal sıkıntıyla ilişkili olduğunu göstermiştir.

Benlik kavramı netliği, kişinin kim olduğunu, hangi özelliklere sahip bulunduğunu ve kendisini nasıl tanımladığını ne ölçüde açık ve tutarlı biçimde bildiğini ifade eder.

Örneğin uzun yıllar boyunca kararlarını partneriyle birlikte veren bir kişi, ayrılıktan sonra yalnızca yalnız kalmakta zorlanmayabilir. Kendi tercihlerini, isteklerini ve geleceğe ilişkin beklentilerini belirlemekte de güçlük yaşayabilir.

Bu nedenle ayrılık sonrasında sıkça karşılaşılan “Onsuz ne yapacağımı bilmiyorum” düşüncesi, bazı durumlarda yalnızca karşıdaki kişinin yokluğuna değil, kişinin kendi yaşamındaki yerini yeniden belirleme güçlüğüne de işaret edebilir.

Özlediğimiz Kişi mi, Onun Yanındaki Hâlimiz mi?

Lewandowski ve arkadaşları (2006), ilişki sırasında daha fazla benlik genişlemesi deneyimleyen bireylerin, ayrılık sonrasında benlik algılarında daha belirgin bir daralma yaşayabildiğini göstermiştir.

Bu bulgu, özlemin neden bazen yalnızca kaybedilen kişiye yönelmediğini anlamamız açısından önemlidir.

Bir insan eski partnerini düşündüğünde onun sesini, davranışlarını veya birlikte geçirilen zamanları özleyebilir. Ancak aynı zamanda o ilişkinin içerisinde hissettiği özgüveni, aidiyeti, heyecanı veya geleceğe dair umudu da arıyor olabilir.

Burada iki farklı özlem birbirine karışabilir: Bir insana duyulan özlem ve o insanla birlikteyken deneyimlenen benliğe duyulan özlem.

Üstelik bu iki deneyim birbirini dışlamaz. İnsan hem karşısındaki kişiyi gerçekten sevebilir hem de onun yanında ortaya çıkan kendi hâlini kaybetmenin üzüntüsünü yaşayabilir.

Bu ayrımı fark etmek, özellikle ayrılık sonrasında geçmişe duyulan özlemin anlamını değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Kaybedilen Benliği Yeniden İnşa Etmek

Ayrılık sonrasında benliğin yeniden yapılanması, ilişkide kazanılan bütün özelliklerden vazgeçmek anlamına gelmez.

Slotter, Emery ve Luchies (2014), bireylerin ilişki sırasında edindikleri bazı özellikleri ayrılık sonrasında koruyabildiklerini; özellikle bu özellikleri sürdürmek için gösterdikleri kişisel çabanın önemli olduğunu ortaya koymuştur.

Başka bir ifadeyle, bir ilişkinin içerisinde keşfettiğimiz her şey o ilişkiye ait olmak zorunda değildir. Partnerimiz sayesinde tanıştığımız bir ilgi alanı, geliştirdiğimiz bir beceri veya fark ettiğimiz kişisel gücümüz, ilişki sona erdiğinde de bizimle kalabilir.

Bu noktada kendimize sorabileceğimiz önemli bir soru vardır: “Onun yanındayken sevdiğim hangi özelliklerim, aslında bugün de benim bir parçam?”

Çünkü bazen bir ilişkinin bitişi, yalnızca bir başkasının yokluğuna alışmayı değil, onun varlığında keşfettiğimiz kendimizle yeniden tanışmayı gerektirir.

Belki de ayrılığın ardından yapılabilecek en anlamlı şey, geçmişteki benliğimize geri dönmeye çalışmak değil; o ilişkiden öğrendiklerimizi de yanımıza alarak kim olduğumuzu yeniden keşfetmektir.

Ve belki de birini özlediğimizde kendimize sormamız gereken soru yalnızca “Onu neden unutamıyorum?” değildir.

“Onunla birlikteyken kendimde bulduğum, şimdi kaybettiğimi sandığım şey ne?”

Kaynakça

  • Aron, A., & Aron, E. N. (1996). Love and expansion of the self: The state of the model. Personal Relationships, 3(1), 45–58.
  • Aron, A., & Tomlinson, J. M. (2018). Love as expansion of the self. In R. J. Sternberg & K. Sternberg (Eds.), The new psychology of love (2nd ed., pp. 1–24). Cambridge University Press.
  • Lewandowski, G. W., Jr., Aron, A., Bassis, S., & Kunak, J. (2006). Losing a self-expanding relationship: Implications for the self-concept. Personal Relationships, 13(3), 317–331.
  • Slotter, E. B., Emery, L. F., & Luchies, L. B. (2014). Me after you: Partner influence and individual effort predict rejection of self-aspects and self-concept clarity after relationship dissolution. Personality and Social Psychology Bulletin, 40(7), 831–844.
  • Slotter, E. B., Gardner, W. L., & Finkel, E. J. (2010). Who am I without you? The influence of romantic breakup on the self-concept. Personality and Social Psychology Bulletin, 36(2), 147–160.
Buse Kaya Buse Kaya
Psikolog Buse Kaya, Atılım Üniversitesi Psikoloji bölümünden yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur. Lisans sürecinde “Flört Şiddeti” konusunda çeşitli çalışmalar yaparken, Ankara Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nın kapalı erkek psikoz servisinde ağırlıklı olarak şizofreni, bipolar kişilik bozukluğu ve depresyon hastalarıyla çalışmıştır. Ek olarak, Boylam Psikiyatri Hastanesi/AMATEM’de birçok borderline kişilik bozukluğu, bipolar kişilik bozukluğu, narsisistik kişilik bozukluğu, kaygı bozukluğu ve madde/alkol/kumar bağımlılığı hastasıyla çalışmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi ekolünü benimseyen Buse Kaya, Ankara’da bulunan ofisinde hizmet verirken, yanı sıra romantik ilişkiler ve zihinsel sağlık hakkında içerik üretmeye devam etmektedir.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!