Ait Olmak mı Kendin Olmak mı? Ergenlerde Akran Baskısı ve Bireyselleşme Çatışması
Ergenlikte Akran Baskısı, Kimlik Gelişimi ve Bireyselleşme Çatışması
“Bazen insan, başkalarının arasında yer bulabilmek için kendi içinde kapladığı yeri daraltır.”
Bir ergenin arkadaş grubunda kabul görmek için sevmediği bir müziği dinlemesi, benimsemediği bir düşünceyi savunması ya da aslında kendisine ait olmayan bir görünüşü benimsemesi… Bunlar ilk bakışta sıradan sosyal uyum davranışları gibi görünebilir. Oysa bu davranışların ardında, ergenlik döneminin en temel psikolojik meselelerinden biri yer alır: Bir gruba ait olma arzusu ile kendi kimliğini oluşturma ihtiyacı arasındaki çatışma.
Ergenlik, yalnızca çocukluktan yetişkinliğe geçişin biyolojik bir evresi değildir. Aynı zamanda bireyin kendisine, çevresine ve dünyadaki yerine ilişkin sorularla karşılaştığı bir yeniden yapılanma dönemidir. Çocuklukta büyük ölçüde aile üzerinden şekillenen benlik algısı, bu dönemde farklı sosyal ilişkiler ve deneyimlerle yeniden sorgulanır. Ergen artık yalnızca ailesinin gözünde kim olduğunu değil, arkadaşlarının arasında nasıl algılandığını ve nasıl biri olmak istediğini de önemser. Bu nedenle başkaları tarafından kabul edilmek, zaman zaman kişinin kendisini tanıma çabasının önüne geçebilir.
Kimlik Arayışında Başkalarının İzleri
Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramında ergenlik dönemi, kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası evresiyle açıklanır. Erikson’a göre bu dönemin temel gelişimsel görevi, bireyin geçmiş deneyimlerini, değerlerini ve gelecek beklentilerini bir araya getirerek tutarlı bir kimlik duygusu oluşturmasıdır (Erikson, 1968). Ergen, bu süreçte farklı rolleri ve kimlik seçeneklerini dener; kimi zaman çevresinin beklentilerine yaklaşır, kimi zaman onlardan uzaklaşır. Dolayısıyla kararsızlık, fikir değişiklikleri ve farklı gruplara yönelme her zaman bir sorun olarak değerlendirilmemelidir. Bunlar, benliğin sınırlarını keşfetme sürecinin parçaları olabilir.
James Marcia’nın kimlik statüleri yaklaşımı da bu arayışı anlamak açısından önemlidir. Marcia, kimlik gelişimini keşif ve bağlanma boyutları üzerinden ele alır (Marcia, 1966). Bireyin farklı seçenekleri değerlendirmesi ve ardından kendi tercihleri doğrultusunda kararlar alması, kimlik oluşumunun önemli aşamalarındandır. Ancak ergen, kendi değerlerini henüz yeterince keşfedemediğinde çevresinin tercihlerini kendi tercihiymiş gibi benimseyebilir. Böylece ait olduğu grubun düşünceleri, zamanla kendi düşüncelerinin yerini almaya başlayabilir.
Kabul Görmek Uğruna Kendinden Vazgeçmek
İnsan sosyal bir varlıktır ve bir topluluğun parçası olma ihtiyacı yalnızca ergenliğe özgü değildir. Baumeister ve Leary (1995), ait olma ihtiyacını insan davranışlarını güçlü biçimde etkileyen temel motivasyonlardan biri olarak tanımlar. Ergenlikte ise arkadaş ilişkilerinin ve akran değerlendirmelerinin önem kazanması, bu ihtiyacın daha görünür hâle gelmesine neden olabilir.
Bir gruptan dışlanma ihtimali, ergen için yalnızca bir arkadaşlığın sona ermesi anlamına gelmeyebilir; aynı zamanda kabul görme, değerli hissetme ve sosyal çevrede yer edinme duygularını da tehdit edebilir. Bu nedenle bazı ergenler, reddedilme ihtimalini azaltmak için kendi düşüncelerini gizleyebilir, istemedikleri davranışlara katılabilir veya grubun beklentilerine göre kendilerini yeniden şekillendirebilir.
Burada akran baskısını yalnızca açık zorlamalar üzerinden değerlendirmek eksik kalacaktır. Bazen kimse doğrudan bir şey söylemez. Bir bakış, bir sessizlik, bir davetin dışında bırakılmak ya da sosyal medyada görmezden gelinmek de ergenin davranışlarını etkileyebilir. Böylece dışarıdan bakıldığında özgür bir tercih gibi görünen davranışların ardında, kabul edilme kaygısı bulunabilir.
Branje ve arkadaşlarının (2021) ergenlikte kimlik gelişimini inceleyen derlemesi, kimlik oluşumunun yakın ilişkilerden bağımsız gerçekleşmediğini ortaya koymaktadır. Arkadaşlıklar ve aile ilişkileri, bireyin kendisini anlamlandırma sürecinde önemli bir bağlam oluşturur. Üstelik kimlik gelişimi tek seferde tamamlanan bir süreç değil, deneyimler ve ilişkiler aracılığıyla zaman içinde şekillenen dinamik bir yapılanmadır.
Günümüzde ergenlerin aidiyet arayışı yalnızca okul koridorlarında, arkadaş buluşmalarında veya sosyal çevrelerinde şekillenmemektedir. Sosyal medya, bu arayışın sürekli görünür olduğu yeni bir sosyal alan yaratmıştır. Beğeni sayıları, takipçi miktarları ve paylaşımlara gelen yorumlar, kimi zaman ergenin kendisini değerlendirme biçimini etkileyen ölçütlere dönüşebilir. Başkalarının hayatlarının sürekli sergilendiği bu dijital ortamda gençler, kendi yaşamlarını başkalarının seçilmiş anlarıyla karşılaştırabilir. Böylece kendilerini oldukları gibi kabul etmek yerine, daha fazla beğeni alacak ya da daha kolay kabul görecek bir kimlik sunmaya yönelebilirler.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta vardır: Ergenin farklı gruplara uyum sağlamaya çalışması, her zaman kimliğini kaybettiği anlamına gelmez. Önemli olan, bu uyum sürecinde kendi düşüncelerini ifade edebilme ve kişisel sınırlarını koruyabilme becerisidir. Çünkü sağlıklı bir aidiyet duygusu, bireyin kendisini değiştirmek zorunda kalmadan da bir topluluğun parçası olabileceğini hissetmesiyle gelişir. Belki de ergenlikte asıl mesele, bir gruba kabul edilmekten çok, kabul görmek uğruna kendinden vazgeçmemeyi öğrenmektir. Bu süreçte ailelerin ve eğitimcilerin görevi, ergeni yönlendirmekten önce onu anlamak, yargılamadan dinlemek ve kendisi olabileceği güvenli alanlar oluşturmaktır.
Kaynakça
- . Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. W. W. Norton & Company.
- 2. Marcia, J. E. (1966). Development and validation of ego-identity status. Journal of Personality and Social Psychology, 3(5), 551–558. https://doi.org/10.1037/h0023281
- 3. Baumeister, R. F., & Leary, M. R. (1995). The need to belong: Desire for interpersonal attachments as a fundamental human motivation. Psychological Bulletin, 117(3), 497–529. https://doi.org/10.1037/0033-2909.117.3.497
- 4. Branje, S., de Moor, E. L., Spitzer, J., & Becht, A. I. (2021). Dynamics of identity development in adolescence: A decade in review. Journal of Research on Adolescence, 31(4), 908–927. https://doi.org/10.1111/jora.12678
- 5. Allen, K. A., Gray, D. L., Baumeister, R. F., & Leary, M. R. (2022). The need to belong: A deep dive into the origins, implications, and future of a foundational construct. Educational Psychology Review, 34, 1133–1156. https://doi.org/10.1007/s10648-021-09633-6
- 6. Branje, S. (2022). Adolescent identity development in context. Current Opinion in Psychology, 45, 101286. https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2021.11.006



