Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Gurbette Ruh Sağlığı: İki Yer Arasında Yaşamanın Görünmeyen Yükü

Rojin Nazik Yazar: Rojin Nazik Uzman Yazar
6 dk.okuma süresi
Gurbette Ruh Sağlığı: İki Yer Arasında Yaşamanın Görünmeyen Yükü

Ankara'da, İstanbul'da ya da küçük bir Anadolu kasabasında büyüyüp bir gün valizini toplayan milyonlarca insan var. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısı yaklaşık yedi buçuk milyona ulaşmış durumda; büyük çoğunluğu Avrupa'da yaşıyor. Kimi iş için gitti, kimi eğitim için, kimi ise orada doğdu ve Türkiye'yi yaz tatillerinden tanıyor. Ortak noktaları ise çoğu zaman dışarıdan görünmeyen bir duygusal yük: iki yer arasında yaşamak.

Bu yazıda yurt dışında yaşamanın ruh sağlığına etkilerini, en sık karşılaşılan duyguları ve bu duygularla baş etmenin yollarını ele alıyorum.

Göç bir kayıp mıdır?

Göç çoğu zaman bir kazanç olarak anlatılır: daha iyi bir iş, daha iyi bir eğitim, daha güvenli bir gelecek. Bunlar gerçektir. Ancak göçün bir de görünmeyen yüzü vardır. İnsan yeni bir ülkeye yalnızca bavuluyla gitmez; arkasında bir dil, bir sofra, bir mahalle, alışkın olduğu sesler ve en önemlisi yakınlarını bırakır. Psikolojide "belirsiz kayıp" olarak adlandırılan kavram bu durumu iyi anlatır: Kaybedilen şey ortadan kalkmamıştır, ama artık eskisi gibi ulaşılabilir de değildir. Anne baba yaşamaktadır, ama yanınızda değildir. Memleket oradadır, ama artık sizin gündelik hayatınız değildir.

Bu yüzden yurt dışında yaşayan pek çok kişi, her şey yolunda görünse bile zaman zaman nedenini tam adlandıramadığı bir hüzün yaşar. Bu hüzün bir zayıflık değil, insanın bağlarına verdiği değerin doğal bir yansımasıdır.

Uyum stresi: Her gün küçük bir sınav

Yeni bir kültüre uyum sağlamak, araştırmacıların "kültürleşme stresi" dediği bir süreci beraberinde getirir. Bürokrasi, dil, iş yerindeki yazılı olmayan kurallar, çocukların okul sistemi, komşulukta beklenen davranışlar… Her biri tek başına küçük görünse de hepsinin toplamı zihni sürekli tetikte tutar. Kişi, en basit işlerde bile "doğru mu yapıyorum?" diye düşünmekten yorulabilir.

Uyum stresi kendini şu şekillerde gösterebilir:

  • Sürekli yorgunluk ve uykusuzluk,
  • Küçük aksiliklerde aşırı öfke ya da ağlama isteği,
  • Sosyal ortamlardan kaçınma ve içe kapanma,
  • Türkiye'ye dönme ile kalma arasında bitmeyen bir iç tartışma,
  • Bedensel şikâyetler: baş ağrısı, mide sorunları, kas gerginliği.

Ne burada ne orada: İkinci ve üçüncü kuşak

Yurt dışında doğup büyüyenler için durum biraz farklıdır. Onlar için göç bir hatıra değil, ailenin hikâyesidir. Ancak yine de iki kültür arasında yaşarlar. Okulda ve iş yerinde bir kimlik, evde başka bir kimlik taşırlar. Pek çok genç, "Almanya'da Türk, Türkiye'de Almancı" olmanın yarattığı aidiyet sorusunu derinden hisseder.

Bu ikilik her zaman bir sorun değildir; iki kültürü bilmek büyük bir zenginliktir. Ancak aile içindeki beklentiler ile içinde yaşanan toplumun değerleri çatıştığında, özellikle evlilik, kariyer ve ebeveynlik kararlarında yoğun bir gerginlik ortaya çıkabilir.

Uzaktan yas ve suçluluk

Yurt dışında yaşamanın en zor anlarından biri, Türkiye'deki bir yakının hastalanması ya da kaybedilmesidir. Uçak bileti bulamamak, cenazeye yetişememek, hasta bir ebeveynin bakımını kardeşlere bırakmak zorunda kalmak, yoğun bir suçluluk duygusu yaratabilir. Bu durumdaki kişiler çoğu zaman yaslarını bulundukları ülkede yalnız yaşar; çevrelerindeki insanlar ne yaşadıklarını tam anlamayabilir.

Uzaktan yaşanan yasta, kayba eşlik eden ritüellerin eksikliği süreci zorlaştırır. Bu nedenle kendi küçük vedalaşma ritüellerinizi oluşturmak, aynı kaybı yaşayan aile üyeleriyle düzenli konuşmak ve duygularınızı yazıya dökmek yardımcı olabilir.

Duygular neden ana dilde daha kolay anlatılır?

Dil ve duygu üzerine yapılan araştırmalar, insanların çocuklukta öğrendikleri dilde duyguları daha yoğun ve daha ayrıntılı yaşadıklarını gösteriyor. İkinci bir dilde konuşurken pek çok kişi kendini daha mesafeli, daha "kontrollü" hisseder. Bu mesafe iş hayatında işe yarayabilir; ama özlem, utanç, öfke ya da kırgınlık gibi derin duygular söz konusu olduğunda, anlatılanla yaşanan arasında bir boşluk kalabilir.

Bu yüzden yurt dışında yaşayan pek çok kişi, psikolojik destek almaya karar verdiğinde Türkçe konuşan, kültürel bağlamı baştan açıklamak zorunda kalmayacağı bir uzmanla çalışmayı tercih eder. Bu tercihin pratik bir yönü de var: Bazı ülkelerde ana dilde hizmet veren uzman bulmak zordur ve bekleme süreleri uzun olabilir. Bu konudaki pratik bilgileri yurt dışında yaşayanlar için Türkçe online görüşme sayfasında ülke ülke derledik.

Gurbette kendinize iyi bakmanın yolları

Yurt dışında yaşamanın zorluklarını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir; ama bazı küçük alışkanlıklar bu yükü belirgin biçimde hafifletebilir.

  1. Rutin kurun. Belirsizlik dönemlerinde düzenli uyku, yemek ve hareket saatleri zihne güven verir.
  2. Köprüleri koruyun. Türkiye'deki yakınlarınızla belirli günlerde düzenli görüntülü görüşmeler planlayın; görüşmeleri "bir şey olunca" değil, alışkanlık olarak yapın.
  3. Bulunduğunuz yerde de kök salın. Yeni bir hobi grubu, gönüllü bir çalışma ya da bir dil kursu, aidiyet duygusunu güçlendirir.
  4. İki kültürü bir seçim gibi görmeyin. "Ya oralı ya buralı" yerine "hem oralı hem buralı" olabileceğinizi kendinize hatırlatın.
  5. Duygularınızı küçümsemeyin. "Burada her şeyim var, neden mutsuzum?" düşüncesi, yaşadığınız hüznü ciddiye almanızı engelleyebilir.

Ne zaman destek almalı?

Yukarıdaki duyguların bir kısmı yeni bir ülkeye uyum sürecinin doğal parçasıdır. Ancak şu durumlarda bir psikologla görüşmek faydalı olabilir:

  • Hüzün, kaygı ya da yalnızlık haftalardır sürüyor ve günlük hayatınızı etkiliyorsa,
  • Uyku, iştah ve enerji düzeyinizde belirgin değişiklikler varsa,
  • Türkiye'ye dönme ya da kalma kararı sizi uzun süredir kilitliyorsa,
  • Uzaktan yaşadığınız bir kaybın ardından yas ve suçluluk duygusu hafiflemiyorsa,
  • Aile içi beklentiler ile kendi istekleriniz arasındaki çatışma ilişkilerinizi zorluyorsa.

Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa ya da kendinizi güvende hissetmiyorsanız, bulunduğunuz ülkenin acil numarasını arayın. Avrupa'da bu numara 112'dir.

Son söz

Yurt dışında yaşamak cesaret ister ve bu cesaretin bir bedeli olabilir. Yaşadığınız duygular, bağlarınızın ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Hangi ülkede yaşarsanız yaşayın, duygularınızı kendi dilinizde konuşabileceğiniz bir alan bulmak, iki yer arasında yaşamayı daha taşınabilir kılabilir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; psikolojik değerlendirme ya da psikoterapinin yerini tutmaz.

Yazar hakkında: Psikolog Rojin Nazik, Ankara'da Kızılay ve Yaşamkent ofislerinde ve online olarak yetişkin, çift ve aile görüşmeleri yapmaktadır.

Kaynakça

  • Berry, J. W. (1997). Immigration, acculturation, and adaptation. Applied Psychology: An International Review, 46(1), 5–34.
  • Boss, P. (1999). Ambiguous Loss: Learning to Live with Unresolved Grief. Cambridge, MA: Harvard University Press.
  • Pavlenko, A. (2005). Emotions and Multilingualism. Cambridge: Cambridge University Press.
Rojin Nazik Rojin Nazik
Uzman Yazar
https://www.psikologrojinnazik.com/
Psikolog Rojin Nazik, Psychology Times'ın kurucusu ve Avrupa Birliği Psikologlar Derneği Genel Başkanıdır. 15 yılı aşkın süredir yetişkin, çift ve ailelerle bilişsel davranışçı, şema ve çözüm odaklı yaklaşımlarla çalışmaktadır. Bir Hayatla Evlenmek, Bir Odanın Ötesi ve Dengeyi Yakalamak kitaplarının yazarıdır. Ankara'da Yaşamkent ve Kızılay'daki ofislerinde ve online olarak danışanlarıyla görüşmektedir; Yaşamkent ofisi RN Psikoloji Çayyolu adıyla hizmet vermektedir.
Psikolog Rehberi Psikolog · Aile Danışmanı · Çankaya, Ankara · Yüz yüze ve online

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!