Dikkatin İki Yönü: Bottom-Up ve Top-Down Dikkat
Çevremizde dikkatimizi verdiğimiz durumların ne kadarını bilinçli olarak seçtiğimizi hiç düşündünüz mü? Dikkat gerçekten bizim irademiz dahilinde mi gerçekleşir yoksa bizden bağımsız, rastgele, sınırsız bir işleme kapasitesiyle mi meydana gelir?
Bilişsel psikoloji dersimdeki araştırmam için bu konuyu seçtim. Size sorduğum soruları önce kendime sordum ve bugün beraber cevaplayacağız.
Dikkat, vücudumuzdaki birçok mekanizma gibi, arkasında önemli seçimler barındıran bir sistem sonucunda oluşur. Beynin işleme kapasitesi sınırlı olduğundan, bizim için gerekli olan bilgiyi gerekli olmayandan ayırır. Beyin, işleme kapasitesini ziyan etmek istemez, bu yüzden dikkati ihtiyacımız olan bilgiye yönlendirir. Biz dikkatimizi çeken bir nesneyle karşı karşıya kaldığımızda aslında beynimiz onu bizim için çoktan seçmiştir.
Bu yazıda dikkatin temelde ayrıldığı iki kategoriyi ele alacağız. Kırmızı arabalara odaklanmışken yolda hep kırmızı arabalar görmemiz ve çalan bir korna sesi ile aniden irkilmemiz gibi. Aslında verdiğim bu iki örnekte biri Bottom-Up (Aşağıdan yukarıya) diğeri ise Top-Down (yukarıdan aşağıya) olarak adlandırabileceğimiz iki farklı dikkat türünü kullanıyoruz.
Bu iki dikkat türünü daha yakından inceleyelim. Kırmızı araba örneği bir Top-Down (yukarıdan aşağıya) dikkat örneğiydi. Burada dikkat, kendi beklentilerimiz, hedeflerimiz ve önceki bilgilerimiz doğrultusunda yönlendirilir. Kırmızı arabalara odaklandığımızda çevremizdeki diğer araçları göz ardı ederek kırmızı arabalara dikkat ederiz. Burada dikkatimizi yönlendiren şey, rastgele bir uyaran değil, bizim önceden belirlediğimiz bir hedeftir.
İkinci örneğimiz olan korna sesi ise Bottom-Up Attention (aşağıdan yukarıya dikkat) kategorisindeki dikkat türüdür. Burada sistem biraz daha farklı çalışır. Bu kez dikkatimizi yönlendiren şey bizim bir hedefimiz değil, çevremizdeki uyaranların kendisidir. Trafikte ilerlerken aniden çalan bir korna sesi, istemsizce o yöne bakmamıza neden olur. Kırmızı bir arabaya odaklanmış olsak bile duyduğumuz korna sesi dikkatimizi kendi üstüne çeker.
Yukarıdan aşağıya dikkat sayesinde trafikle ilgili öğrendiğimiz kurallara dikkat eder, yola odaklanır, trafik lambalarının dur emrine uyarız; aynı zamanda aşağıdan yukarıya dikkat sayesinde yola aniden çıkabilecek bir duruma karşı tetiklenip dikkatimizi yönlendirebiliriz. Bu dikkat türleri hayatımızda eksik olsaydı, önceden koyulmuş hedefler ile kurallar çerçevesinde hareket etmemiz mümkün olmaz ve anlık tehlikelere karşı dikkat geliştiremez, aksiyon alamazdık.
Aslında bu iki dikkat türünün birlikte çalıştığı, günlük hayatımızın içinden fazlaca örnek verebiliriz. Örneğin, kalabalık bir kafede arkadaşımızla sohbet ederken normal şartlarda dikkatimizi arkadaşımızın söylediklerine verir, çevredeki diğer konuşmaları arka planda bırakırız. Bu sırada yukarıdan aşağıya dikkat sayesinde sohbetimize odaklanabiliriz. Ancak başka bir masada aniden bir bardak kırıldığında istemsizce o yöne bakarız. İşte bu noktada aşağıdan yukarıya dikkat devreye girer. Bir kafede arkadaşımızla sohbet ederken bile çevremizdeki beklenmedik bir olay, dikkatimizin yönünü değiştirebilir.
Benzer bir durumu ders çalışırken de yaşayabiliriz. Bir sınava hazırlandığımızı ve önümüzdeki kitaba odaklandığımızı düşünelim. Telefonumuzun ekranı aniden aydınlandığında veya bir bildirim sesi duyduğumuzda dikkatimizi telefona çevirebiliriz. Bu örnekte de olduğu gibi, hem ders çalışmamızı sağlayan hem de telefonumuzdan gelecek ani bir habere ya da kronometredeki süremizin dolduğuna dikkat edebilmemizi sağlayan; birbiriyle koordine çalışan iki dikkat mekanizmasıyla gerçekleşir.
Dikkatin yönü işte böyle değişebilir. Bazen aklımızdan geçen durumlara günlük hayatımızda fazlaca rastlıyorsak, bunun altında bir anlam aramadan önce dikkati nasıl yönlendirdiğimizi bilmek gerekir. Bir harf, bir renk, bir isim, bir tabela... Raslantıların aslında her zaman orada olduğunu ama algıda seçiciliğimiz sayesinde hedeflerimize yönelik bir dikkat sonucunda bizim için görünür hale gelebileceğini düşünmek gerekir. Anlık etkiler karşısında hedefimize olan dikkatimizi dağıtan dikkat türü söz konusu olduğunda ise, bu mekanizmanın aynı zamanda bizi anlık tehlikelere ve olaylara karşı koruduğunu da bilmeliyiz.
Bu nedenle günlük yaşamda dikkatimizi tamamen kontrol ettiğimizi söylemek de tamamen kontrolümüz dışında gerçekleştiğini düşünmek de doğru olmaz. Aslında bu iki mekanizma, içinde bulunduğumuz duruma göre birbirini tamamlar. Bazen bir hedefe ulaşmak için çevremizdeki uyaranları filtrelememiz, bazen de hedefimizden uzaklaşıp çevremizde olup bitenleri fark etmemiz gerekir. Telefondaki bildirim sesiyle hedefimize yönelik odağımızı dağıtan dikkat, yolumuza bir yılan çıktığında kaçmamızı sağlayan dikkat ile aynıdır aslında.
Dikkatimizi tanımak ve işlevselliğini öğrenmek onu daha verimli kullanmamız için bize yardımcı olabilir. Bu yazıdan sonra bir ayakkabı almak için alışveriş merkezine gittiğinizde ayakkabıya yönelik dikkatinizin yukarıdan aşağıya dikkat; parlak, kırmızı bir indirim etiketine yönelen anlık dikkatinizin ise aşağıdan yukarıya dikkat olduğunu fark edebilirsiniz. Dikkatinizin önemli ve sınırlı bir kaynağın yaptığı seçimin sonucunda oluştuğunu ve rastgele gerçekleşmediğini de artık biliyorsunuz.


