Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Capgras Sendromu: Tanıdık Bir Yüz Nasıl Yabancıya Dönüşür?

İpek Kozluca Yazar: İpek Kozluca
5 dk.okuma süresi
Capgras Sendromu: Tanıdık Bir Yüz Nasıl Yabancıya Dönüşür?

Her gün gördüğümüz, sesini duyduğumuz ve birlikte anılar biriktirdiğimiz bir insanın bir gün bize tamamen yabancı geldiğini düşünelim. Üstelik bu kişinin yüzü, sesi ve davranışları hiç değişmemiş olsun. Buna rağmen onun gerçekten tanıdığımız kişi olmadığına inansaydık ne olurdu? İlk bakışta kulağa oldukça garip gelen bu durum, aslında psikoloji ve nöropsikoloji alanında incelenen Capgras Sendromu ile ilişkilidir.

Capgras Sendromu Nedir?

Capgras Sendromu, kişinin yakından tanıdığı birinin yerine ona tıpatıp benzeyen başka birinin geçtiğine inanmasıyla ortaya çıkan nadir bir durumdur. İlk kez 1923 yılında Fransız psikiyatrist Joseph Capgras ve Jean Reboul-Lachaux tarafından tanımlanmıştır (Coltheart & Davies, 2022). Bu sendromu yaşayan kişiler genellikle aile üyelerinin, eşlerinin veya yakın arkadaşlarının gerçek kişiler olmadığını düşünürler. İlginç olan ise karşılarındaki kişinin yüzünü tanımalarına rağmen onun kimliğinden şüphe duymalarıdır.

Örneğin, Capgras Sendromu yaşayan bir kişi annesinin yüzünü gördüğünde onun annesine benzediğini kabul edebilir. Ancak yine de karşısındaki kişinin gerçek annesi olmadığını, onun yerine geçen bir başkası olduğunu düşünebilir. Çevresindeki insanlar bunun doğru olmadığını açıklamaya çalışsa bile kişi bu düşüncesinden kolay kolay vazgeçmeyebilir. Çünkü burada söz konusu olan yalnızca bir karışıklık değil, kişinin gerçek olduğuna güçlü biçimde inandığı bir düşüncedir.

Bu durum yalnızca sendromu yaşayan kişiyi değil, yakın çevresini de etkileyebilir. Örneğin, bir aile üyesi sevdiği insan tarafından sürekli yabancı olarak görülmekten dolayı üzüntü ve çaresizlik yaşayabilir. Sendromu yaşayan kişi ise karşısındaki insanın kimliğinden emin olamadığı için korku, güvensizlik veya kaygı hissedebilir. Bu nedenle Capgras Sendromu’nu anlamak, yalnızca kişinin düşüncelerini değil, yaşadığı duygusal zorlukları da anlamayı gerektirir.

Capgras Sendromu ve Beyin Arasındaki İlişki

Peki, beynimiz çok iyi tanıdığımız bir insanı nasıl yabancı olarak algılayabilir? Bu sorunun cevabını anlamak için beynimizin yüzleri nasıl tanıdığına bakmamız gerekir.

Bir insanın yüzünü gördüğümüzde beynimiz yalnızca göz, burun ve ağız gibi fiziksel özellikleri değerlendirmez. Aynı zamanda o kişiyle ilgili geçmiş deneyimlerimiz ve duygularımız da devreye girer. Örneğin, sevdiğimiz bir arkadaşımızı gördüğümüzde yalnızca kim olduğunu hatırlamayız. Onunla ilgili bir yakınlık ve tanıdıklık hissi de yaşayabiliriz.

Yüz tanıma sürecinde beynin temporal lobunda bulunan bazı bölgeler, özellikle fusiform girus, önemli bir rol oynar. Bunun yanında amigdala gibi duygularla ilişkili yapılar da tanıdığımız insanlara verdiğimiz duygusal tepkilerde görev alır.

Capgras Sendromu’nu açıklayan teorilerden birine göre, yüz tanıma ile duygusal tanıdıklık hissi arasındaki bağlantıda bir sorun yaşanabilir. Yani kişi karşısındaki yüzü tanısa bile normalde o kişiye karşı hissettiği yakınlığı hissedemeyebilir. Beyin de bu beklenmedik durumu anlamlandırmaya çalışırken yanlış bir sonuca ulaşabilir: “Bu kişi anneme benziyor ama gerçek annem değil.”

Ancak araştırmacılar, bu açıklamanın tek başına yeterli olmadığını düşünmektedir. Çünkü tanıdıklık hissindeki bir değişim, herkesin böyle güçlü bir inanç geliştireceği anlamına gelmez. Bu nedenle beynin düşünceleri değerlendirme, hataları fark etme ve inançları güncelleme süreçlerinin de Capgras Sendromu’nda rol oynayabileceği düşünülmektedir.

Bu noktada beynin frontal bölgeleri de önem kazanır. Bu bölgeler, karşılaştığımız bilgileri değerlendirmemize ve düşüncelerimizin doğruluğunu sorgulamamıza yardımcı olur. Bazı araştırmacara göre bu değerlendirme süreçlerindeki bozulmalar, kişinin yanlış inancını sürdürmesinde etkili olabilir. Ancak Capgras Sendromu’nun bütün hastalarda aynı beyin mekanizmasıyla ortaya çıktığı söylenemez.

Capgras Sendromu Hangi Durumlarda Görülür?

Capgras Sendromu tek başına görülebilse de şizofreni, Alzheimer hastalığı, Lewy cisimcikli demans ve bazı beyin hasarlarıyla birlikte ortaya çıkabilir. Özellikle beynin yüz tanıma, duygusal işlemleme ve gerçekliği değerlendirme süreçlerinde yaşanan değişiklikler bu sendromun anlaşılmasında önemlidir.

Burada Capgras Sendromu ile prosopagnozi arasındaki farkı da belirtmek gerekir. Prosopagnozi, kişinin yüzleri tanımakta zorlanmasıdır. Capgras Sendromu’nda ise kişi yüzü tanıyabilir ancak karşısındaki insanın gerçekten o kişi olduğuna inanmayabilir. Bu iki durum, yüz tanımanın ve birini tanıdık hissetmenin aslında farklı süreçler olduğunu göstermektedir (Ellis & Lewis, 2022).

Beynimiz Bize Her Zaman Doğruyu mu Söyler?

Capgras Sendromu, beynimizin çevremizdeki dünyayı nasıl anlamlandırdığı hakkında önemli sorular ortaya çıkarır. Günlük yaşamda gördüğümüz insanların kimliklerinden çoğu zaman şüphe duymayız. Ancak bu güven duygusunun oluşmasında hafızamızın, duygularımızın ve algılarımızın birlikte çalıştığını pek düşünmeyiz.

Bu sendrom bize bir insanı tanımanın yalnızca yüzünü hatırlamaktan ibaret olmadığını gösterir. Tanıdıklık hissi de bu deneyimin önemli bir parçasıdır. Beynimizden gelen bilgilerin birbiriyle uyuşmaması ise bazen gerçekliği yorumlama biçimimizi değiştirebilir.

Sonuç olarak Capgras Sendromu, yalnızca nadir görülen bir psikolojik durum değil, aynı zamanda beynimizin kimlik, duygu ve gerçeklik algısını nasıl oluşturduğunu anlamamıza yardımcı olan ilginç bir örnektir. Belki de üzerinde düşünmemiz gereken asıl soru şudur: Bir insanı gerçekten tanımamızı sağlayan şey yüzünü hatırlamak mı, yoksa onu gördüğümüzde hissettiğimiz tanıdıklık duygusu mudur?

Kaynakça

  • Coltheart, M., & Davies, M. (2022). What is a Capgras delusion? Cognitive Neuropsychiatry, 27(1), 69–82. https://doi.org/10.1080/13546805.2021.2011185
  • Ellis, H. D., & Lewis, M. B. (2001). Capgras delusion: A window on face recognition. Trends in Cognitive Sciences, 5(4), 149–156. https://doi.org/10.1016/S1364-6613(00)01620-X
İpek Kozluca İpek Kozluca
İpek Kozluca, Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisidir. Klinik Psikoloji, spor psikolojisi ve sosyal psikoloji alanlarına ilgi duymaktadır. Eğitimini, American Psychological Association ve Yale University tarafından verilen sertifikalarla ve Alfa Psikoloji Zirvesi’ne katılarak güçlendirmiştir. Bunun yanı sıra Rehber Klinik’te ve Dünya Danışmanlık Merkezi'nde klinik psikoloji alanında staj yapmış; bu süreçte danışan gözlemleri gerçekleştirerek ve klinik işleyişe aktif biçimde katılarak mesleki gelişimine katkı sağlamıştır. Ayrıca KidZania İstanbul'da staj yaparak, çocuklarla iletişim ve gelişim süreçlerine yönelik deneyim kazanmıştır ve çocuk psikolojisi alanına dair gözlem ve çalışma fırsatı elde etmiştir; Fenerbahçe SK'da spor psikolojisi alanında staj yaparak altyapı sporcularıyla çalışma ve spor psikolojisi uygulamalarını gözlemleme fırsatı elde etmiştir. Şu anda World Human Relief bünyesinde içerik üretim ekibinde yer almakta ve sosyal farkındalık odaklı projelerde aktif olarak görev almaktadır. Güncel olarak anksiyete ve stres yönetimi, iletişim problemleri, depresyon ve duygu durum bozuklukları, özgüven gelişimi ve farklı deneyimlerinin bulunduğu diğer temalarda yazılar kaleme alarak Psychology Times dergisi bünyesinde üretimlerini sürdürmektedir.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!